William Golding Sözleri - Anlamlı William Golding Sözleri

header-ad

Güzel Sözler Ara


William Golding Sözleri

William Golding Sözleri

İngiliz asıllı roman yazarı olan William Golding'e ait olan Sözlere bu içeriğimizden göz gezdirebilirsiniz.

Sayfa İçeriği: William Golding Sözleri, William Golding Sözleri İngilizce, William Golding Sözleri 2020, Anlamlı William Golding Sözleri, Kısa William Golding Sözleri, Etkileyici William Golding Sözleri

1900'lü yıllarda yaşamış olan bir çok roman eserine imzasını atmış olan William Golding Sözlerini derledik. Twitter, Facebook ve diğer tüm sosyal medya hesaplarınızdan Anlamlı William Golding Sözlerini paylaşabilirsiniz.

William Golding Sözleri

Editörün Seçimi: Eğer bitmiş bir şey sana acı veriyorsa, duyduğun acı o şeyin kendisinden değil; verdiğin değerin ona değmemesindendir. (William Golding)


Kendi çocukluğuna ve yakından tanıdığı çocuklara duygusallıktan arınmış gerçekçi bir gözle bakabilenler, çocukların küçük birer melek değil, birer insan olduğunu bilirler. İnsanlarda ise, ister büyük ister küçük olsunlar, hem iyi hem de kötü içgüdüler vardır.


Yetişkinler her şeyi bilirler. Karanlıktan korkmazlar. Bir araya gelirler, çay içerler ve tartışırlar. Sonra her şey yoluna girer.


Çabuk duygulanır, geç akıllanırım. Ben böyleyim işte. / William Golding


SevgiIin geçmişini sormuyorsa; merak etmediğinde değiI,sıranın kendi geçmişine geIeceğini biImesindendir. 


“Ayrı ayrı yaşantıları, ayrı ayrı duyguları olan iki kıta gibiydiler; bir ilişki kurulamıyordu aralarında.”


Ah evet, söylemek başka, yapmak bambaşka bir şey. / William Golding


"Sevdiklerinize zaman ayırın,yoksa zaman sizi sevdiklerinizden ayırır."


Her kadına sahip olmaya çalışan adam bir kadına hasret kalır; bir kadına sahip olan adam, her kadını kendine hayran bırakır. William Golding


Çabuk duygulanır, geç akıllanırım. Ben böyleyim işte.


Bir kadın, erkeğin gölgesinde yaşamayacak kadar akıllı; ama o gölgede dinlenmeyi bilecek kadar duygulu olmalı.


“Belki bir canavar var… belki de o sadece bizleriz.” William Golding


Cennet müziktir.


... Her şey iyiydi eskiden, güler yüzlü ve dostçaydı her şey.


Ah, insanın düşünebilecek vakti olsa!


İnsan uykusuzluğa ne kadar zaman dayanabilirdi?


Bir şeyi yeteri kadar istersen alırsın ama buna karşılık başka bir şeyi feda etmeyi göze alman lazım.


Savaşmanın ne kadar anlamsız bir vakit kaybı olduğunu anlayacaklarını düşünmüştüm...


O bizden birer teknisyen yaratmak peşinde değildi, sadece çevremizdeki dünyayı kavramamızı istiyordu.


Eğer sorunlar varsa, çözümleri de kendi içlerindedir. Evrenin içindeki sorunlar çözümsüz olsaydı, bu rasyonel bir evren olmazdı.


Dünyada benim suçum olmayan bir şey var mıydı?


Sanki iktidar, bilekleriyle dirsekleri arasındaki kabaran kaslarına yerleşmişti.


Yüzünü örten boya maskesinin arkasında, utançtan da kurtulmuştu, kişiliğinin bilincinden de.


“Nereden geldinse, oraya döneceksin.”


"En büyük düşünceler, en basit olanlarıdır."


“Ya orada duman yapacağız... ya da öleceğiz.”


"Birinden korkunca ondan nefret edersiniz ama boyuna da düşünüp durursunuz onu. Kendi kendinizi aldatırsınız; aslında kötü değildir dersiniz. Ama onu görünce, tıpkı nefes darlığına tutulmuş gibi olursunuz, soluk alamazsınız."


Kurallarımız olmalı ve bu kurallara uymalıyız.


Bıraktığın yerde olabilirim; ama bıraktığın gibi değilim. / William Golding


Her şeyin bir doktoru vardır. Kafanızın içinin bile bir doktoru vardır.


Birinden korkunca ondan nefret edersiniz ama boyuna da düşünüp durursunuz onu. Kendi kendinizi aldatırsınız; aslında kötü değildir dersiniz. Ama onu görünce, tıpkı nefes darlığına tutulmuş gibi olursunuz, soluk alamazsınız


Ayrı ayrı yaşantıları, ayrı ayrı duyguları olan iki kıta gibiydiler; düzgün bir ilişki kurulamıyordu aralarında.. Sineklerin Tanrısı – William Golding


Ama ben şöyle bir sonuca vardım: İnsanlar iyi ve adil bir yabancının yönetimi altında olmaktansa, ne kadar sert bir yönetimi olursa olsun, kendi içlerinden bir haydutun yönetimi altında olmayı tercih ediyorlar. Sebebini sormayın bana. İnsan denen mahlukun doğası böyle.


En büyük düşünceler, en basit olanlarıdır.


Başka hiçbir şeye benzemediğini anladıktan sonra, ayrı olduğunu, farklı ve hatta bir kerelik bir şey olduğunu anladıktan sonra mümkün müdür öncesinden ya da sonrasından bahsetmek ?


..müzik olmasaydı hayat neye benzerdi.


Bıraktığın yerde olabilirim; ama bıraktığın gibi değilim. / William Golding


Ayrı ayrı yaşantıları, ayrı ayrı duyguları olan iki kıta gibiydiler; düzgün bir ilişki kurulamıyordu aralarında. / William Golding


Seni affedecek kadar olgunum ama tekrar güvenecek kadar aptal değilim. / William Golding


Bir erkek seni mahvetmeye yemin ettiyse; merak etme, içer ve kendine eder; ama bir kadın yemin ettiyse kesinlikle mahveder. / William Golding


Her kadına sahip olmaya çalışan adam bir kadına hasret kalır; bir kadına sahip olan adam, her kadını kendine hayran bırakır. / William Golding


Kimse bana yaşamak isteyip istemediğimi sormadı. O halde bana kimse nasıl yaşamam gerektiğini söyleyemez . / William Golding


"Karanlıklar içinde,kararsızlıklar içinde yaklaşıyordu."


Bir erkek seni mahvetmeye yemin ettiyse; merak etme, içer ve kendine eder; ama bir kadın yemin ettiyse kesinlikle mahveder. William Golding


Eğer bitmiş bir şey sana acı veriyorsa, duyduğun acı o şeyin kendisinden değil; verdiğin değerin ona değmemesindendir. William Golding


Sevgilin geçmişini sormuyorsa; merak etmediğinden değil, Sıranın kendi geçmişine geleceğini bilmesindendir.


Kimse bana yaşamak isteyip istemediğimi sormadı. O halde bana kimse nasıl yaşamam gerektiğini söyleyemez .


“En büyük düşünceler, en basit olanlarıdır.” William Golding


“Kimse bana yaşamak isteyip istemediğimi sormadı. O halde bana kimse nasıl yaşamam gerektiğini söyleyemez.” William Golding


"Neyiz biz? İnsan mı? Yoksa hayvan mı? Yoksa vahşiler mi?..."


'Korku sizlere zarar vermez, düşlerin zarar veremediği gibi. '


Eğer bir yüz, üstten ya da alttan ışık aldığına göre değişiyorsa, neydi bir insan yüzü? Her şey neydi?


Yani korku sizlere zarar vermez, düşlerin zarar verdiği gibi.


En büyük düşünceler, en basit olanlarıdır.


Edepli olmak ya da rahat etmek için değil, sırf alışkanlıktan ötürü bu giysileri sırtlarına geçiriyorlardı.


Kimi zaman benim de umrumda değil. Ya ben de ötekiler gibi olursam... Ya ben de umursamazsam. O zaman ne oluruz biz?


En büyük düşünceler, en basit olanlarıdır.


Birinden korkunca ondan nefret edersiniz ama boyuna da düşünüp durursunuz onu. Kendi kendinizi aldatırsınız; aslında kötü değildir dersiniz. Ama onu görünce, tıpkı nefes darlığına tutulmuş gibi olursunuz, soluk alamazsınız.


Yetişkinler her şeyi bilirler. Karanlıktan korkmazlar. Bir araya gelirler, çay içerler ve tartışırlar. Sonra her şey yoluna girer.


"En büyük düşünceler, en basit olanlarıdır."


"Korku sizlere zarar vermez, düşlerin zarar veremediği gibi."


...Düşünce değerli bir şeydi, sonuçlar veren bir şeydi.


Birçok insan bugün hayatta olmanın bedensel ve dünyevi zevklerini bilir ve yargılamaz. Bir tek ben yargılanması tamamlanmış olarak cennette olmamanın üzüntüsünü duydum.


Bana göre biz o zamanlar cennette dolanan iki algı noktasıydık. Masumiyetimizin derecesini ise sadece tahmin edebilirim ,yeniden tecrübe edemem..


Pazar meydanında ,sayfalarının köşeleri katlanmış ve rengi soluk mora dönmüş kitapların şükranlarını sunarcasina dolup taştığı tezgahlar boyunca yürüdüm. ..


Bir yara izinin nasıl olup da ışıldayan bir yıldıza dönüşebildiğini anladım ;uçuşan kor taneciklerinin mucizevi ve ulvi bir devinimle düşüşünü hissettim…


Onlar adımlarını bana uyduran ve omuzumun üzerinden beni izleyen gri yüzler. .


Zihninin bir köşesinde titreşen bir anı vardı ve onu zihninde sorgulayabileceği bir noktaya taşıyamıyordu.


"Birçok insan bugün hayatta olmanın bedensel ve dünyevi zevklerini bilir ve yargılamaz. Bir tek ben yargılanması tamamlanmış olarak cennette olmamanın üzüntüsünü duydum."


Günün kararlarını satranç oynarcasına alıyordu. Tek derdi, hiçbir zaman çok iyi bir satranç oyuncusu olmayacağıydı.


“Domuzcuk düşünebiliyordu. O şişko kafası adım adım ilerleyebiliyordu... O gülünç bedeninde bir beyin vardı.”


Ralph, bir sabanla sürülmüşçesine oyulan toprakta diz çöktü; yeryüzünün yerli yerine gelmesini bekledi. Çok geçmeden, parçalanmış beyaz kökler, kırılan dallar, çalılığın karmakarışık sık bitkileri, yerli yerini aldı. Gövdesinde, nabzının atışını seyrettiği yerde, bir ağırlık durdu.


"Bir yaraya katlanırcasına bu yeni gerçeğe katlandı."


"İnsan her şeyi yoluna koymak için uğraşırken,tartışma çığrından çıkıveriyor,yeni ve tatsız konular ön plana geçiyordu."


"Günün kararlarını satranç oynarcasına alıyordu. Tek derdi,hiçbir zaman çok iyi bir satranç oyuncusu olamayacağıydı."


"Bütün sistemleri bir dizi kullanışsız şapka gibi duvara astım.Hiç biri de bana uymuyor."


Yığınla anı vardı belleğinde: Debelenen domuzu kuşattıkları sırada edindikleri bilginin anısı; canlı bir şeyin üstüne çıkmanın, ona kendi istediklerini yaptırmanın; susayıp da uzun uzun, doya doya su içercesine, onun canına kıymanın anısı.


Birinden korkunca ondan nefret edersiniz ama boyuna da düşünüp durursunuz onu. Kendi kendinizi aldatırsınız; aslında kötü değildir dersiniz. Ama onu görünce, tıpkı nefes darlığına tutulmuş gibi olursunuz, soluk alamazsınız.


En büyük düşünceler, en basit olanlarıdır.


..."Pes ediyorum" demenin, hafifçe gülmenin, ötekiler arasında uyumanın yolu var mıydı acaba? Hâlâ "efendim, evet efendim" diyen, kasket giyen, okula giden çocuklarmış gibi davranmanın yolu var mıydı?...


... vahşi oldukları doğruydu. Ama insandılar ne de olsa...


Dünya, ne olduğu bilinen dünya, yasalara uyan dünya, kaymak üzereydi.


Her şey iyiydi eskiden; güler yüzlü ve dostçaydı her şey.


"İstersen bir kitap oku."
Kız gözlerini Sim'e çevirdi, kırpmadan.
"Ne için?"
"Okuyabiliyorsundur herhalde?..."


Demin kumsalda da düşündüm. Düşündüğüm de şu: Biz hoş vakit geçirmek istiyoruz. Bir de bizi kurtarmalarını istiyoruz.


Bir yatak özledi; çarşaflar özledi. Ama burada beyaz olan tek şey, kırk ayak aşağıdaki kayanın çevresinde ışıldayarak ağır ağır yayılan süt gibi beyazlıktı.


"Bunun aslı yok elbette. Bir duygu ancak. Ama sanki sen avlamıyorsun da... seni avlıyorlar.
Sanki biri var, senin hep peşinden gelen."


Eğer bir yüz üstten ya da alttan ışık aldığına göre değişiyorsa, neydi bir insan yüzü? Her şey neydi?

Emoji ile Tepki Ver

0

0

0

0

0

Yorum Bırak

Güvenlik Kodu

Yorumlar


Henüz hiç yorum yapılmamış!