Samuel Beckett Sözleri - Ünlü Samuel Beckett Sözleri

header-ad

Güzel Sözler Ara


Samuel Beckett Sözleri

Samuel Beckett Sözleri

İrlanda asıllı olan edebiyat dünyasının önemli isimlerinden Samuel Beckett Sözlerine sitemizden ulaşabilirsiniz.

Sayfa İçeriği: Samuel Beckett Sözleri, Ünlü Samuel Beckett Sözleri, Samuel Beckett Sözleri Kısa, Samuel Beckett Sözleri İngilizce, Samuel Beckett Özlü Sözleri, Samuel Beckett Son Sözleri, Samuel Beckett Sözleri 2020

Oyun yazarı, eleştirmen, şair ve aynı zamanda yazar olan Samuel Beckett Sözlerini derledik. Sosyal medya hesaplarınız üzerinden sizler de Ünlü Samuel Beckett Sözlerini paylaşımda bulunabilirsiniz.

Samuel Beckett Sözleri

Editörün Seçimi: Hep denedin. Hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. (Samuel Beckett)


Yeryüzünün gözyaşları sonsuzdur. Biri ağlamaya başladığında, bir başka yerde, bir başkasının gözyaşları diner.


Dünyadasın.
Bunun tedavisi yok.


“…Evdekiler benim mutlu olmam için ellerinden geleni yaptılar. Ne yazık ki mutluluk yeteneğim yoktu. Bazen yalnız hissederdim kendimi, durup dururken sıkılırdım…”


Bir ayağımız mezarda dünyaya getirirler bizi, güneş bir an parıldar, sonra yeniden gecedir.


-Seni hiç terkettim mi ?
-Gitmeme izin verdin..


Önemli olan ilk adımı atmak. İkincisi daha az önem taşır. / Samuel Beckett


"İnsan,tümüyle sahip olmadığı şeye aşıktır sadece."


Acı çektirilebilecek bir adama benziyor muyum ben? Açık sözlü olun.


If you do not love me I shall not be loved If I do not love you I shall not love.


Kitlelere köpek gibi davranarak onları peşinizden sürükleyebilirsiniz ama onlara "size köpek gibi davrananların peşinden gidiyorsunuz" diyerek peşinizden sürükleyemezsiniz.


Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.


Hepimiz deli doğuyoruz. Bazılarımız böyle kalıyor.


Ertelenmiş umutlardır perişan eden insanı.


Artık bitti. Çoktan yarın oldu.


Temel olan değişmez.
İnsan neyse odur.


Düşüncesizce bir şey yapmadan iyi düşünün.


Bütün yaşam bir karmaşa ve bu yığının içinden seçebildiğimiz görüntülerden oluşuyor.


''Sıkıntıdan patlayacağız, inkar edemeyiz bunu. Güzel. Peki. Bir değişiklik oluverince ne yapıyoruz? Fırsatı kaçırıyoruz. Hadi işe koyulalım. Birazdan her şey bitecek ve biz yeniden yalnız kalacağız, hiçliğin orta yerinde.''


Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.


Ve öylece, bedenin büyük durgunluğu içinde, o yaz akşamı yeşil adacıkta ruhunu ilk kez menteşelerinden kopardığında, bacakları ve yiyecek bir şeyi de olmadan üzgün ve dingindi, bir ağaç gibi sessiz, bir sessizlik sütunu. Pinus puella quondam fuit. Alas fuit! O, her zaman var olmasını sağlardı, mest olmuş halde, bir ozanın ruhu gibi, gölge düşürmeden, kendisi bir gölgeye dönüşüp..


Dikkatinizi çekmek isterim ki benim yerimde o olabilirdi, onun yerinde de ben. Ama, neylersiniz, böyle buyurmuş talih. Herkes kendi payına düşeni yaşar.


Bütün bildiğim şu: saatler geçmek bilmez ve bu koşullarda bizi, vakit geçirmek için türlü türlü -nasıl desem- ilk bakışta makul gözüken, ama zamanla monotonluğa dönüşecek oyunlara başvurmaya zorlar. Böylece aklımızı kaybetmekten kurtulduğumuzu söyleyebilirsin. Kuşkusuz doğru. Ama aklımız uzun süredir dipsiz derinliklerin betimsiz gecelerinde dolanıp durmuyor mu zaten? Bunu bazen soruyorum kendime.


Dünbnyadaki gözyaşı miktarı sabittir.Ağlamaya başlayan biri için bir yerlerde bir başkası keser ağlamayı,aynı şey gülmek içinde geçerliydi.


" ....Bir damla da bana kalsın.Sen öldüğünde gereksinme duyacağım..."


Akıl onu kaybetmekten korkanlara kene gibi yapışırdı. Ya kaybetmeyi umut edenlere...


Bekliyoruz. Sıkılıyoruz. Hayır, inkar etme, sıkıntıdan patlayacağız, inkar edemeyiz bunu. Peki, bir değişiklik oluverince ne yapıyoruz? Fırsatı kaçırıyoruz. Hadi işe koyulalım. Birazdan her şey bitecek ve biz yeniden yalnız kalacağız, hiçliğin orta yerinde.


Yeryüzünün gözyaşları hep sabit kalır. Biri ağlamaya başlamışsa, başka bir yerde bir başkasının gözyaşları dinmiştir. Aynı şey gülmek için de geçerlidir.


"Dağlar kadar işim var, demek ki bir dağ var."


" ... Önemli olan ilk adımı atmak. İkincisi daha az önem taşır..."


...çürümek de yaşamaktır.


Başkaları da daha iyi olmasa bile, aynı derecede bizim yaptığımızı yapabilirlerdi.


Düşünmek değil en kötü olan.


Ama hiçbir şey yapmamanın bile bir yolu yordamı vardır.


Temel olan değişmez.


Hayatta küçük şeyleri boş vermemeli insan.


Sahtekarı aptal desteklediğinde, dürüst insana kollarını kavuşturmaktan başka yapacak bir şey kalmaz. / Samuel Beckett


Bildiğimi sandığım şeyleri anlatmak bile yeterince zorluyor beni. / Samuel Beckett


İnsan biliyorsa eğer, sabretmekten yılmaz. Ne beklemesi gerektiğini biliyorsa, endişe etmez sadece bekler. / Samuel Beckett


Hiçbir şey yapmamanın bile, bir yolu yordamı vardır. / Samuel Beckett


Fırsat çıkmışken bir şeyler yapalım. Her gün bize ihtiyaç duyan biri çıkmaz. / Samuel Beckett


Böyle bir dünyada insan gülmeye cesaret bile edemiyor artık. Sadece tebessüme imkan var. / Samuel Beckett


"Zamanı geldiğinde elveda dememek,budalalıktır."


"Çektiğim acılar varlığımın inşasının irili ufaklı parçasıdır."


"Önemli olan davranış tarzı,insan yaşamak istiyorsa buna dikkat etmeli."


"İnançsızlık bir boşluktur.İnsan boşlukta kalmaya katlanamaz."


İnsan emin olabilmek için nasıl da çaba sarfediyordu.


Ne bekliyorsunuz ki, insan neyse odur, en azından kısmen odur.


Kimseyi suçlamıyorum ama yoruluyor insan.


İnsanın yanılgısı başkalarıyla konuşmak oluyor.


Eğer bir gün susarsam, bu artık söylenecek hiçbir şey kalmadığı içindir; her şey söylenmemiş, hiçbir şey söylenmemiş olsa bile.


Fakat anlama duyulan bu ilgisizlik içinde, bu anlam arayışı da nedir?


Devam edemem, devam edeceğim...


Dünyadasın, işte bunun tedavisi yok.


Yaşlanacak zamanımız var. Hava çığlıklarımızla dolu. Ama alışkanlık büyük bir uyuşturucu.


İnsanın yanılgısı başkalarıyla konuşmak oluyor.


...madem ki mutluyuz...Beklemeye devam... Beklemeye...


Paylaşılan dertler insanı rahatlatır.


Bazen kendi başımıza, yalnız kalsak bizim için daha iyi olmaz mıydı diye düşünüyorum.


“Yaşamım bir yerlere akıp gidiyordu ama nereye gittiğini bilmiyordum ben.”


Zamanı geldiğinde elveda dememek budalalıktır.


Mezarlıklar kötü şeyler çağrıştırmıyor bende, hava almam gerektiğinde, başka yerlerden daha çok, orada hava almayı yeğliyorum. Birbirine karışmış toprak ve çimen kokuları arasında kolayca algıladığım ceset kokuları hiç de kötü gelmiyor burnuma, belki biraz mayhoş, biraz yapışkan ama canlıların ayak, diş, koltukaltı, kıç, kaygan penis uçları ve düşkırıklığına uğramış yumurtalıklarından yayılanlara oranla kat kat güzel bence.


Mutluluğunuzun farkında mısınız?


Ölüm, bir günümüzü boş tutmamızı istememiştir bizden.


Hem seni özlemiştim... Hem de aynı zamanda mutluydum. Acayip bir şey, değil mi?


Yeryüzünün gözyaşları hep sabit kalır.
Biri ağlamaya başlamışsa, başka bir yerde bir başkasının gözyaşları dinmiştir.
Aynı şey gülmek için de geçerlidir.


Kibarlık ve dürüstlük birlikte yol alırlar, birinin uygun olmadığı yerde, öteki de uygun değildir.


Yazdıklarımda simgesel anlamlar arayanların boynu altında kalsın.


Acı çektirilebilecek bir adama benziyor muyum ben? Açık sözlü olun.


Bir saniye geçmiyor bakıyorsun bir pislik yerine bir başkası gelmiş.


Bir anda her şey yok olacak ve bir kez daha hiçliğin ortasında yalnız kalacağız!


“Başıboş dolaşarak geçirilen yıllar bir uyuma ve bir unutuştur, gururlu bir ölü nokta.”


Hayır, bütün bu şeyler, bazı şeylerin hiçbir anlam taşımamayı sürdürdükleri gibi hiçbir anlam taşımasalar, yani sonuna dek anlamsızlıkta direnseler, asla söz edemezdi bunlardan. Çünkü hiçten söz etmenin tek yolu ondan sanki bir şeymişçesine söz etmektir; aynen Tanrı’dan söz edebilmenin tek yolunun ondan sanki bir insanmışçasına söz etmek olduğu gibi bir bakıma, bir süre için öyledir elbette ve bizim insan bilimcilerimizin bile ayırdına vardıkları gibi, bir insandan söz edebilmenin tek yolu da ondan sanki bir beyaz karıncaymışçasına söz etmektir.


Yaşlanacak zamanımız var. Hava çığlıklarımızla dolu. Ama alışkanlık büyük bir uyuşturucu.


Hayatta küçük şeyleri boş vermemeli insan.


Gülmek yasaklanmasaydı, gülerdim sana. Haklarımızı yitirdik mi? Bir kenara attık onları.


Mutsuzum. Sahi mi? Ne zamandan beri? Unutmuşum.


''Ne zamanmış! Ne zaman! Bir gün yetmiyor mu bu size, bir gün dilsiz oldu, bir gün ben kör oldum, bir gün sağır olacağız, bir gün doğduk, bir gün öleceğiz, aynı gün, aynı an, yetmiyor mu bu size?''


''Her zaman kendimize var olduğumuz izlenimini verecek bir şeyler buluyoruz.''


''- Neyin var senin?
- Mutsuzum.
- Sahi mi? Ne zamandan beri?
- Unutmuşum.
Bellek ne oyunlar oynuyor bak insana!''


Yarın uyandığımda, ya da uyandığımı sandığımda bugün hakkında ne diyeceğim? / Samuel Beckett


Körlerin zaman kavramı yoktur.zamanla ilgili şeyler de gizlenir onlardan. / Samuel Beckett


"İnsanlık iki kovalı bir kuyudur,biri dolmak için aşağı inerken öteki boşalmak için yukarı çıkar."


"Ama yaşam olduğu sürece umut vardır."


Kimse kendi içine çevirmiyor bakışlarını kimse orada yok çünkü.


Düşüncesizce bir şey yapmadan iyi düşünün.

Emoji ile Tepki Ver

0

0

0

0

0

Yorum Bırak

Güvenlik Kodu

Yorumlar


Henüz hiç yorum yapılmamış!