Peyami Safa Sözleri

Sayfa İçeriği: Peyami Safa Sözleri, Peyami Safa Sözleri Anlamlı, Peyami Safa Sözleri Tumblr, Peyami Safa Sözleri İnstagram, En Güzel Peyami Safa Sözleri, Özlü Peyami Safa Sözleri, Peyami Safa Sözleri Kısa

1961 yılında vefat eden İstanbul doğumlu Peyami Safa'yı rahmet ile yâd ediyoruz. Türk Edebiyatının önemli isimlerinden olan Peyami Safa'nın sözlerini bu sayfamızda sizler ile buluşturuyoruz. Beğendiğiniz Peyami Safa Sözlerini sosyal medya hesaplarınızdan paylaşamayı unutmayın.

Peyami Safa Sözleri

Editör Seçimi: İyi, dürüst ve doğru olanlar kaybetmez. Kaybedilir.. (Peyami Safa)


Ancak şimdiye hâkimiz. Şimdi durmak için değil, şimdiden başlamak için. 


Sevgi ile nefret arasında çok ince bir çizgi vardır. Birisinden nefret ediyorsanız ve bir gün onu yenemeyeceğinizi anladığınız zaman onu sevmeye başlarsınız.


Asır tereddüt ediyor.


Zaman yürümüyor, dakikalar korkunç bir sıkıntı içinde uzuyorlar, hatta dağılıyor, birikmiyor, toplanmıyor ve bir çeyrek saat olamıyorlar.


Kaderinin şoförü sensin. Emin ol. Onu dram istikametinde sürme. Biraz gül, yahu! Değmez vallahi bu dünya.


Her şeyin yenisi, dostun eskisi.


Bir aralık etrafına ve insanların yüzlerine baktı. Tramvayda hiç kimse gülümsemiyordu. Hepsinde yük taşıyan insanların yorgunluğu ve bezginliği var. Tramvay onları bir tarafa götürmese, hepsi oldukları yerde senelerce kalacaklarmış gibi ezik ve bitik, hepsinde bir bedbinlik. En küçük sebeplerle kavgaya bahane arıyorlar.


Asır tereddüt ediyor. Hasta bir ümit, sağlam bir yeisten daha fenadır. Her itimadın sonu gaflettir. Gözü tanede olan kuşun ayağı


Yaşlanarak değil, yaşayarak tecrübe kazanılır; zaman insanları değil, armutları olgunlaştırır.


Aşkın tam bir tarifi yapılamaz. Şiir de böyledir. Yapılmış ve yapılacak tariflerden her biri, denizden alınmış bir kova suya benzer. Hiç şüphesiz bu, deniz suyudur, fakat deniz değildir. Aşkı denize, tarifi de kovaya benzetirseniz elde edilen şey, aşkın bir halini izahtan ibaret kalır. Enginsiz, kıyısız, renksiz, dalgasız, derinliksiz bir izah. 


Belki de canımızı sıkacak bir şey olmadığı için canımız sıkılıyor. 


Sevgi ile nefret arasında çok ince bir çizgi vardır. Birisinden nefret ediyorsanız ve bir gün onu yenemeyeceğinizi anladığınız zaman onu sevmeye başlarsınız. Ve yine birisini seviyorsanız ve bir gün onu yenebileceğinizi düşündüğünüz zaman ondan nefret etmeye başlarsınız. 


Büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler.


Şüpheden doğmayan iman p*ç'tir.


Aptallar bütün hayatları boyunca akıllı kişilerle gezseler bile gerçekleri öğrenemezler Hiç kaşık çorbanın lezzetini alabilir mi?


Kedinin kanadı olsaydı, serçelerin adı olmazdı.


Alçak gönüllü olmak bilginin süsüdür.


Aşk aleyhinde bin şey söylenir, fakat insanlar gene sevmeye devam ederler.


Fikir sahibi olmaya mal sahibi olmaktan fazla ihtiyaç duyacağımız gün gerçek zenginliğin sırrını bulacağız.


Zamanımızda, maddeci bir dünya görüşüne karşı açılan büyük fikir savaşı zaferle neticeleninceye kadar parayı tahtından hiç kimse indiremez. Bu, banka ile mabet arasındaki gizli yarışın sonuna bağlı bir problemdir. Ucu Allah’ a varan manevî değerlerin üstün güzelliğini insanlara kabul ettirdiğimiz gün, para sadece asgarî bir refah vasıtası halinde kalacaktır.


Hayattan aldığımız her zevki ona muadil bir ıstırapla ödediğimizi bildiğimiz için hiçbir şeyden yüzde yüz felaketten korkmuyordum. Bunun ikisi de imkansızdır.


Aşıklara haber vermek isterim.Kalbin bütün meseleleri yalnız kalbde halledilir.Çünkü bir hissin hakkından ancak başka bir his gelir.Ümitsiz bir aşkın panzehiri nefrettir.


"Yalan bana suçların en ağırı gibi geliyor."


Yalana her şey isyan etmelidir. Eşya bile: Damlardan kiremitler uçmalıdır, camlar kırılmalıdır hatta yıldızlar düşüp gökyüzünde bin parçaya ayrılmalıdır.


"İnsan sevdiğinin en küçük kusurunu gözünde büyütür, bazen de en büyük kusurunu affeder."


Başkalarının karısına kız kardeş gözüyle, başkasının servetine bir yığın toprak gözüyle ve bütün yaratıklara kendi canını taşıyorlarmış gibi bakan kim...


Ağaç nasılsa meyvası da ona göredir.


Fikir sahibi olmaya mal sahibi olmaktan fazla ihtiyaç duyacağımız gün gerçek zenginliğin sırrını bulacağız.


Büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler.


Bazen etrafımızda o kadar esrarlı bir hadise olur ki ince teferruatına kadar bunu sezeriz, fakat hiçbir şey idrak etmeyiz; ruhumuzun içinde ikinci bir ruh her şeyi anlar, fakat bize anlatmaz, böyle korkunç işaretlerle bizi muammanın derinliklerine atar ve boğar.


Eski başka, eskimiş başkadır Nice eskiler vardır ki, hiç eskimez.


Güzelleşmek için yalan elbiseleri arıyoruz ve çıplak hakikati örtmeğe, gizlemeye çalışıyoruz; hatta kefen bile cesedimizin çirkinliğini gizlemek için beyaz bir yalandır, değil mi?


Güzel fakat uygulaması olanaksız sözler, kokusuz güzel çiçeklere benzer.


Kişinin hayalleri şahsiyetini ortaya koyar. Nasıl diye sorarsanız? Hayallerinizi söyleyin ne olduğunuzu haber vereyim. Bir darı tanesi mi istiyorsunuz? Siz bir serçesiniz. Bir kuzumu istiyorsunuz? Siz bir kurtsunuz. Bir zafer mi istiyorsunuz? Siz bir kahramansınız. 


Halk sevginin veya alâkanın objesini ortadan kaldırmakla meseleyi kestirme halledeceğini sanır ve sevdiğini öldürür. Biz meselenin dışarıda değil, içimizde halledilebileceğini daha çok anlarız. Çünkü dâva yalnız sevgili ile kendimiz arasında değil, hatta senin meselende olduğu gibi hiç değil, asıl dâva kendimizle kendimiz arasındadır. Sevgiliyi dışarda öldürmek neye yarar? İçimizde yaşadığı müddetçe, biz sadece bir şeklin katili olmakla kalırız. Onu içimizde öldürebilmeliyiz. Unutmak budur. Tereddüdün lüzumsuz. Rezil etmek veya öldürmek, yani manen veya maddeten öldürmek, verdiği zafer gururu ne olursa olsun, meseleyi halletmez. 


Din yüzünden gerilemedik, gerilediğimiz için dinden ayrıldık. 


Gerçek aşk sevgilinin bütün kusurlarını görür ve sever… Aşk inanmanın şiiridir. Aşk şüphe etmez. Aşk kıskanmaz. Aşk iğrenmez. Aşk çirkin bulmaz. Aşk küçümsemez....


İki tarafta da arzuyu gurura hesap vermeye çağıran iç muhasebe anları olmasaydı, kendi kendini yiyen aşkın işkenceleri ne kadar azalırdı....


Aşk mücadelesi içinde olma, mücadele aşkı içinde ol.


Her sıkıntı bir isyan hazırlığıdır. Ruhta başlayan bu hazırlık vücudun hastalanması şeklinde organik bir isyana çevrilir.


Aptallar bütün hayatları boyunca akıllı kişilerle gezseler bile gerçekleri öğrenemezler Hiç, kaşık çorbanın lezzetini alabilir mi?


Âşıklara haber vermek isterim: Kalbin tüm meseleleri yalnız kalpte halledilir, çünkü bir hissin hakkından ancak başka bir his gelir. Ümitsiz bir aşkın panzehiri ise nefrettir.


Aşkın tam bir tarifi yapılamaz. Şiir de böyledir. Yapılmış ve yapılacak tariflerden her biri, denizden alınmış bir kova suya benzer. Hiç şüphesiz bu, deniz suyudur, fakat deniz değildir. Aşkı denize, tarifi de kovaya benzetirseniz elde edilen şey, aşkın bir halini izahtan ibaret kalır. Enginsiz, kıyısız, renksiz, dalgasız, derinliksiz bir izah…


Doğu ile Batı arasındaki mücadele, bir insanın kendi nefsiyle mücadelesine benzer. Bunların sentezi, insanın var olmak için muhtaç oldugu vahdetin ifadesidir. İnsan, bütünlüğünü ve tamlığını ancak bu sentezde bulabilir.


Hakikati seviniz, o da sizi sever. Hakikati arayınız, o da sizi arar ve üstüne yalan Çin setleri gibi kalın duvarlar örsün, altında kalan hakikat bir ince iniltiyle, bir hafif rüzgar dalgasıyla, herhangi bir küçük işaretle mevcudiyetini bildirir: “Buradayım!” der.


Büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler.


"İnsan ölünceye kadar yaşar, fakat nasıl?"


Matematik sıhhat kadar lâzım değil. 
Hattâ insanların yüzde doksanına hiç lâzım değil.


Kadın, erkeğin aynasıdır.


Belki de canımızı sıkacak birşey olmadığı için canımız sıkılıyor.


... ağaçların bile sıhhatine imrenerek yürürdüm.


Havuzda yıldızların aksine bakıyoruz; fakat aynı şeyi hissettiğimizden emin olmamak azabı içindeyim.


Ben’in Allah’ta yok olmaya koşması azizleri, insanlıkta yok olmaya koşması dâhileri, millette yok olmaya koşması kahramanları yaratmıştır.


Şair, ruhu filozof, ifadesi şiir adamdır. Bu şiir felsefeden bahsetmeğe mezun olmaksızın onun varlığı ve topluluğu kavrayış örgüsünü taşır.
Şair zekasıyla değil ruhuyla düşünür. Zeka onu tekniğe kavuşturan vasıtadır.


Kendime gömülüyorum.


Sen de Yorum Yap veya Sözünü Yaz