Necip Fazıl Kısakürek Sözleri

Başlık: Necip Fazıl Kısakürek Sözleri

En önemli şairlerimizden olan Necip Fazıl Kısakürek'e ait olan sözleri ve şiirleri sitemizden bulabilirsiniz.

Sayfa İçeriği: Necip Fazıl Kısakürek Sözleri, Necip Fazıl Kısakürek Şiirleri, Necip Fazıl Kısakürek Aşk Sözleri, Necip Fazıl Kısakürek Aşk Şiirleri, Anlamlı Necip Fazıl Kısakürek Sözleri, Necip Fazıl Kısakürek Sözleri Twitter

Türk edebiyatında önemli bir role sahip olan büyük üstad ve en iyi şairlerimiz arasında gösterilen Necip Fazıl Kısakürek'i saygı ile anıyoruz Bu yazımızda Necip Fazıl Kısakürek sözlerini bulabilirsiniz.

Necip Fazıl Kısakürek Sözleri

Editör Seçimi: Bir gemi arıyorum pusulası imandan Alıp götürsün beni bu hüzünlü limandan (Necip Fazıl Kısakürek)


Armut deyip geçmeyin, onun ilk hecesi çoğu kişide yoktur!


Çilesi çekilmeyen şeyin aşkı olmaz Aşk olmayınca, çile olmaz

Çile olmayınca ibda, meydana getirme cehdi olmaz, şevk olmaz, hiçbir şey olmaz, olmaz.


Şiirde gaye, kökte Allah ve mutlak hakikat olarak, dalda sırrılık ve remziliktir.


Kαlplerinizi değiştirin Size hαkikαt gibi görünen şeylerin hemen değiştiğini görürsünüz Kαlp değişir miymiş istenince? Dünyαnın en sert ve en yumuşαk mαdeni, kαlp Αteşini bulsun, hemen değişir. 


Ölüm güzel şey budur perde ardından haber
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?


Benim istediğimi Allah istemiyorsa, konu kapanmıştır.


Ne hasta bekler sabahı,
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.


Kimileri vardır aşkın en yücesine layıktır Kimileri vardır aşkın en yücesini versen de, aşağılıktır. 


Ruh, dal budak salmış bir ağaç gibi göz önünde bulunan hakikatlerde değil, en derin ve en gizli yerdedir Ruh, insanın tohumudur


Yanında olduğum zaman değerimi bilmezsen; değerimi bildiğin gün beni yanında bulamazsın…


Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!


Geçti, istemem gelmeni, yokluğunda buldum seni; bırak vehmimde gölgeni, gelme, artık neye yarar?


Bazıları, “Ben Allah’ı severim, O’ndan korkmam!” der

Bilmez ki, korku, sevginin ta merkezine yerleştirilmiştir Sevgi korkunçtur Dağın tepesini seven, uçurumdan nasıl korkmaz?


Sen çok sev de bırakıp giden yar utansın.


Üstad’a sorarlar, “Sevgi mi, nefret mi?” diye “Nefret.” diye cevap verir Ve ekler, “Çünkü onun sahtesi olmaz.”


Şu iner yokuşlardan, hep basamak basamak; benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.


Bu dünyada renk,nakış,lezzet ne varsa küsüm; gözümde son marifet,azraile tebessüm.


Kendini dünyalar kadar değerli zannedenlere kısa bir not; Dünya beş para etmiyor..


Ağlayabilseydiniz; anlayabilirdiniz…


Surda bir gedik açtık mukaddes mi mukaddes.
Ey kahpe rüzgar artık ne yandan esersen es..


Kula kulluk etme! Unutma ki sen de kulsun

Ve gerektiğinden fazla önem verme! Yoksa unutulursun.


Yusuf baştan aşağı iffet olduktan sonra, Züleyha baştan aşağı afet olsa ne yazar.


Kavuşmak mı? Belki… Daha ölmedim!


Gökler ağlıyor, biz ağlamışız çok mu? Bize yobaz diyorlar, haberin yok mu?


Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.


Aç kapıyı haber var, 
Ötenin ötesinden.
Dudaklarda şarkılar,
Kurtuluş bestesinde


Dünya güzel olsaydı, doğarken ağlamazdık Yaşarken temiz kalsaydık ölünce yıkanmazdık.


Sokak lambası gibi olma ey yar! Kime yandığın belli olsun. 


Kendini dünyalar kadar değerli zannedenlere kısa bir not; dünya beş para etmiyor. 


İhya etmek için ne kadar ilim lazımsa imha için de o kadar cehalet kafidir


Tutuşturmuşlar lügat kitabını elime.
Bilsin, Allah(c.c)’tan başka bilmiyorum kelime.


Geçti, isteme gelmeni
Yokluğunda buldum seni


Tam 30 yıl saatim işlemiş ben durmuşum, gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum


Benim ayağımın altıda müsait başımın üstüde nerde olacağını sen belirle..


Biz; ayakları şişene kadar namaz kılan peygamberin, gözleri şişene kadar uyuyan ümmetiyiz.


Hayatın çilesine tahammül gerek, değil mi ki sefa ile cefa müşterek? Sizce ağlamak için göz yaşı Mı gerek? Bazen dertliler de ağlar ama gülerek…


Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten affet, senden habersiz aldığım her nefesten.


Yanında olduğum zaman değerimi bilmezsen; değerimi bildiğin gün, beni yanında bulamazsın.


Ateşin yakamayacağı tek şey, Aşk!


Güneş karşısında ancak kamer vücut bulabilir; başka bir güneş değil…


Üç günlük dünya için gayret üstüne gayret; Ebedi bir yaşam için gayret yok hayret!


Yol onun varlık onun,gerisi hep angarya Yüz üstü çok süründün, ayağa kalk sakarya.


Marifetli hokkabaz başını kaldır da bak Gökte bir oynayan var yıldızlarla kaydırak.


Kader, beyaz kağıda sütle yazılmış yazı,
Elindeyse, beyazdan gel de sıyır beyazı…


Bu yük senden Allahım, çekeceğim, naçarım!
Senden sana sığınırım, senden sana kaçarım..


Uyumak istiyorum başım bir cenk meydanı,
Harfsiz ve kelimesiz düşünmek Yaradanı!..


Veren de o alan da o, nedir senden gidecek? Telaşını gören de, can senin zannedecek.


Payımıza sükût düştüğünden beridir, kalbimizin sesini daha bir güzel duyar olduk.


İki insan çeşidi vardır Zaman geçtikte hatalarıyla yüzleşen! Zaman geçtikçe yüzsüzleşen…


Gâiblerden bir ses geldi: Bu adam, 
Gezdirsin boşluğu ense kökünde!
Ve uçtu tepemden birdenbire dam;
Gök devrildi, künde üstüne künde...


Kızgınlığım geçer de; kırgınlığıma çare bulamadım


Bazı insanlar alçak gönüllüdür, bazıları da alçak olmaya gönüllüdür


Sırma renginde pislik, dünyanın süsü püsü, bende tek aziz eşya annemin başörtüsü…


Şimdi Fatih kalksa mezarından ne ben onu tanırım ne o beni tanır… Ama İstanbul’u Bizanslılar almış deyip tekrar savaşır.


Dinde zorlama yoktur, insan özgürdür elbette! İsteyen bu dünyada pişer, isteyen ahirette!


İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var; sükût gibi münzevi, çığlık gibi hürsünüz

Dünyada taşınacak bir kuru başınız var; onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.


Düşünmek şu, bu değil, öteleri düşünmek; sizinse düşünceniz yataklarda eşinmek.


Basit kişiler hep ilgi görür Kaliteli kişiler hep yalnızdır Ucuz malın alıcısı çoktur.


Tereddüt edersen bacakların seni taşımaz “Yürüyeceğim!” de Bas ve yürü.


Memleketler parasızlıktan değil, ahlaksızlıktan çökerler.


Bir namazim, bir duam, birde eski seccadem, hepsi hepsi bu kadar, işte benim sermaye.


Sen ki, beş vakit namaz kibriyle ferahtasın, Günahın yok sanırken en büyük günahtasın!


Yarın elbet bizim, elbet bizimdir;
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!
‘Tomurcuk derdinde olmayan ağaç, odundur.’


Dağı tanıyan, nasıl tanımaz uçurumu?
Madem ki yükseliş var, iniş olmaz olur mu?


Her kahkahanda Allah’a teşekkür etmiyorsan, neden her ağladığında o’na kızıyorsun?


Kadından kendisinde olmayanı isteriz; hasret yerinde kalır ve biz çekip gideriz.


Eve dönmez bir akşam;
Ve gün yüzlü çocuğu,
Sorar: Nerede babam?


Kişiye göre davranacaksın, küçükle küçük olacaksın hatta; ama seviyesizin seviyesine inecek kadar düşmeyeceksin hayatta. 


Sabırda pişer koruk, yerle bir olur doruk

sabır, sabır ve sabır, işte Kur’an ‘da buyruk 

SöZLER
YORUMLAR