İsmail Gaspıralı Sözleri - İsmail Gaspıralı Alıntıları

header-ad

Güzel Sözler Ara


İsmail Gaspıralı Sözleri

İsmail Gaspıralı Sözleri

Yaşadığı dönemlerde ülkemiz için büyük katkılar sağlamış olan İsmail Gaspıralı Sözlerine sitemizden göz atabilirsiniz.

Sayfa İçeriği: İsmail Gaspıralı Sözleri, İsmail Gaspıralı Alıntıları, Özlü İsmail Gaspıralı Sözleri, Ünlü İsmail Gaspıralı Sözleri, İsmail Gaspıralı Sözleri Kısa, İsmail Gaspıralı Sözleri Güzel, İsmail Gaspıralı Sözleri 2019

Türk asıllı eğitimci ve yazar olan İsmail Gaspıralı Sözlerini sizlere sunduk. Bu içeriğimiz altında yer almakta olan İsmail Gaspıralı Alıntılarını sosyal medya hesaplarınız üzerinden paylaşabilirsiniz.

İsmail Gaspıralı Sözleri

Editörün Seçimi: Dilde, fikirde, işte birlik! (İsmail Gaspıralı)


Dilde, fikirde, işde birlik. / İsmail Gaspıralı


Medeniyetin parlaklığını, büyük büyük köyler, kiliseler, kal'alar fabrikalar ve rovelver toplar ile ölçenlerden değiliz; medeniyetin mikyası(ölçütü) umumun ondan istifadesidir.


İnsanları tefrik eden üç şey vardır. Biri mesafe uzaklığı, biri din başkalığı ve biri dilsizliktir. Bundan 25 sene evvel, ahvâl-i milliyemizi mülahaza ederek zayıf başımla dertlerimize derman izlemekte gördüm ki, dinimiz hep bir ise de mesafe ile dilsizlik bizleri tefrik ediyor. Medeniyet eserlerinden olan vapurlar, demiryolları ve telgraflar, sene be sene mesafelere galebe geldikleri dahi görülüp, ayrılığımızın sebebi ancak “dilsizlik”, yani edebî dilimizin olmadığı baş sebep olduğu, gün gibi ortaya çıktı.


İlim, hakikat ve marifet güneş ışığı gibidir. Herkese aydınlık ve kuvvet verir. Bunlar âlem için ortak bir nimet ve ihsandır.


Biz Müslümanların içtimaiyâtında (sosyal hayatında) birçok garibeler (tuhaf şeyler) ve münasebetsizlikler vardır ki bunları gerek şeriat, gerek milliyet, gerek insaniyet namına ıslah etmek lazımdır.


Evvelâ; yeni imlâyı biz artık kabul ettik. Artık tereddütte de değiliz, geri dönmeyiz; fakat, milli harflerden ayrılmayıp daha sade, daha yengil (kolay) bir usûl ve imlâ gösterilirse yengilceden daha yengile geçeriz. Bunda da tereddüt göstermeyiz. Canımız yandı tereddütlerden.


Başlıca maksat ve muradımız Türkçe okuyup yazmayı mümkün olduğu kadar kolaylaştırmaktır. Bunun çaresi ise her sözü (bazı kelimeler müstesna olmak üzere) söylendiği gibi yazmak ve yazıldığı gibi okumaktır.


"Her haneye bir kadın nasıl lazımdır,
Her kadına ilim şöylece lazımdır."


Milletine hizmet etmek istiyorsan bildiğin işten başla. / İsmail Gaspıralı


Aziz kardeşler! Satmak kolay, almak zordur. Gitmek kolay, dönmek zordur. Yıkılmak kolay, kalkmak zordur. / İsmail Gaspıralı


Bunun için diyoruz ki kadınlar büyüktürler; cemiyet-i beşeriyenin (insan topluluğunun) hem nısfı (yarısı), hem esasıdırlar.


Avrupalılar bilgi ve teknolojiyi İslam dünyasından almış ve geliştirmiştir, İslam dünyası ise eskisi kadar bilime ve eğitime önem vermediğinden gittikçe geri kalmış, eski parlak günleri unutmuş ve karanlığa gömülmüştür. O halde, zaten Müslümanların malı olan bilgi ve teknolojiyi Avrupalılardan geri almak, kafirleşmek, Hristiyanlaşmak, Müslümanlıktan uzaklaşmak olarak görülemez.


Millet ve cemaatin başında, ilerisinde cürüyelim (yürüyelim); lakin, milletten uzak olmayalım ki bizi görsün, ibret alsın, faydalansın.


Türk ve Arap yurdunda tam bir Frenk ve ecnebi şehri görmek isteyen Pord Sait'e gelmeli.


Kavmi olmayan dil, öz dairesinin haricine geçemez.


Türkçesi bulunmadı da onun için mi "demiryol"a "şimendifer" demek adet edildi. Türk dili aranılır ise , tahsili lazım görülür ise, şimdi zannolduğundan ziyade zengin olduğu anlaşılır, ümidindeyim.


Bineceğiniz gemiler, Karadeniz'in coşkun merhametsiz dalgalarını zor aşacaktır. Karşılaşacağınız hastalıklar ve zorluklara, bulacağınız çareler ehemmiyetsiz kalacaktır. Gideceğiniz yerlerin tabiat ve iklim şartları başka olacaktır. Oralarda ki hazırlıklar kifayetsiz kalacaktır. / İsmail Gaspıralı


Batum ve civarının İslamları, Gürcü kavmindedir. Bunlara "Türk" dedikleri İslam olduklarına işarettir. Erleri (erkekleri) Türkçe bilseler de kadın taifesinin ekserisi (kadınların çoğu) Gürcü dilinden maada (başka) dil bilmiyor.


Rus ve Osmanlı tarihleri Rusya Müslümalarına garaipten (şaşılacak bir şey) olarak "Tatar" ismi vermişler; fakat, bizi Tatar edemezler. Hatta kendimiz bile "Tatarız" diye ikrar etsek (söylesek, kabul etsek) yine hakikati çürütmek mümkün olamaz.


İlim, hakikat ve marifet güneş ışığı gibidir. Bütün âleme aydınlık ve kuvvet verir.


Edebiyat demek akıl, fikir, fehm, bilük (anlayış, bilgi) ve ibret hazinesidir.


Her sene ecnebi lisanlarından Rusça'ya tercüme edilen kitapların miktarı, lisanımızda mevcut cümle (bütün) kitaplardan on mertebe ziyadedir (On kat fazladır)!


Bakü'de Ermeni elinde bulunan mülk ve zavodların (fabrikaların) temeli mukaddemce (önceleri) umumen Müslümanda idi; lakin, kadir ve kıymeti bilmeyip elden çıkardılar. Bakü'nün Ermenisi kadim ahaliden olmayıp etraftan ve ekser Karabağ'dan gelmiş misafir ve muhacirdirler (göçmendirler).


Bakülüler boylu, kuvvetli ve işlek (çalışkan) halklardır. Şöyle ki beynlerinde (aralarında) hüner ve marifet tevsi ederse (genişlerse) dünyada çıdap (dayanıp) yaşayacak gibi adamlardır.


Bilirim memuriyet şereflidir, lezzetlidir, devlete ve mülke hizmet farzdır; lakin, sabancıların (çiftçilerin) da piri Adem (a.s) dır; demircilerin piri de Davud (a.s) dır. Köy köşesinde muallim olan bir ehl-i gayret de ulemanın en efdalidir (en faziletlisidir).


Kafkaz'ın sağ gözü Bakü ise, sol gözü olan bu şehir, hayli terakki etmiş (gelişmiş); lakin, asıl yerlileri olan Müslümanlar marifet,zanaat terakkisinden hemen hiç istifade edemedikleri halde,hamallıkta,kahvecilikte,gayretsizlikte özge milletleri geçmiştir.


Yaşasın millet! Yaşayacaktır bu millet; çünkü, anladı ki lisan ve dil birliği, fikir ve edebiyat birliğini mucip olup (gerektirip) bu ise iş,amel ve hareket birliğini doğurup kurtuluş sebebi olacaktır.


Lâzım olan hurufâtın tebdili değil, güzel usûl (metot), güzel muallim, sade lisan ve her altmış haneye bir mekteptir.


Edebiyatsız bir kavim, çıplak bir kişiye benzer; çıplaklık ise hoş hâl değildir.


Avrupa gazeteleri her ne yazarlar ise yazsınlar; hakikat yine hakikattir. Her kavim ve millete Osmanlı toprağında verilmiş olan izinler pek büyüktür.


Bilirim memuriyet şereflidir, lezzetlidir, devlete ve mülke hizmet farzdır; lakin, sabancıların (çiftçilerin) da piri Adem (a.s) dır; demircilerin piri de Davud (a.s) dır. Köy köşesinde muallim olan bir ehl-i gayret de ulemanın en efdalidir (en faziletlisidir).


... bir kitap alınacak ise başlığına bakılıp alınamaz; içini araştırmak lazım geliyor. Çünkü adı ile mayası(özü, içeriği) arasında Balkan dağları vardır.


"Tahsil-i ilim cümle Müslim ve Müslimeye farz edilmiştir."
Biraz mülahaza edilirse (düşünülürse) bunun hikmet ve kıymeti zahir olur (anlaşılır).


Çuhaları, bezleri çeşm edip (gözden geçirip) derecelerini bilmek zarur olur da alınacak ve okunacak eserleri, hikâyeleri ve fennî kitapları mizana alıp (ölçüp biçip) ne derece şeyler olduğunu bilmek gerek olmaz mı?


Her bir kitap ve risale milli hazineye maldır; hem altından daha güçlü, daha mühim maldır.


Türkçesi bulunan bir kelimenin yerine diğer bir lisanın kelimesini tercih etmek cinayet-i edebiyedir. (kullanmak edebi suçtur)


Dilleri değil, Türklerin vücudunu bile inkâra hazır bulunan Rumluk ve Hellenizm radikallerinin sözüne, nazarına müracaata ne hacet?


Tatar olmadığımız halde, nasıl Tatar olalım? Türkçe olan lügat ve dilimize niçik (nasıl) "değildir" diyelim?


Burada hayli ziyalı, malumatlı Müslümanlar vardır; sözlerine, tasavvurlarına bakılsa, insanın aldanacağı geliyor. Halbuki ortada ilimlerinin hiçbir amelleri(işleri), eserleri yok.

Emoji ile Tepki Ver

0

0

0

0

0

Yorum Bırak

Güvenlik Kodu

Yorumlar


Henüz hiç yorum yapılmamış!