İngilizce Whatsapp Durumları

Başlık: İngilizce Whatsapp Durumları

Whatsapp durumlarınızdan paylaşabileceğiniz en cool ve anlamlı İngilizce sözleri sizler için bir araya getirdik.

Sayfa İçeriği: İngilizce Whatsapp Durumları, İngilizce Whatsapp Sözleri, İngilizce Whatsapp Lafları, İngilizce Whatsapp Mesajları, Cool İngilizce Whatsapp Durumları

Whatsapp durumlarınızdan paylaşabileceğiniz İngilizce sözler mi arıyorsunuz ? Sizler için bu yazımızda İngilizce olarak en özlü, en güzel, en mükemmel İngilizce Whatsapp durumlarını bir araya getirerek hazırladık.

İngilizce Whatsapp Durumları

Editör Seçimi: Young, Wild & Free


It always seems impossible until it’s done.
Anlamı = Bitene kadar her şey imkansız görünür.


Everyone is beautiful in their own way because God makes no mistakes – Herkes kendi halince güzeldir Çünkü Allah hiç hata yapmaz.


Stop being a China product (Çin maIı oImayı bırak.)


Food, Water, Sleep, Love (Yemek, Su, Uyku, Aşk)


I’m not Batman, I’m from Batman (Batman değilim, Batmanlıyım.)


Sometimes It’s better to be alone…No one can hurt you.
Bazen yalnız kalmak daha iyidir Kimse seni incitemez çünkü…


Artık hayrından umutsuzum, getirme bari şerrini… (Sagopa Kajmer)
Now I don’t expect any favour from you, keep your malignity away from me


I will win, Not immediately But Definitely.’ (Ben kazanacağım

Acil değil kesin olarak.)


I am single because God is busy writing the best love story for me – Yanlızım çünkü tanrı benim için en iyi aşk hikayesini yazmakla meşgul.


Weird is a side effect of awesome.
Anlamı = Tuhaflık mükemmelin yan etkisidir.


Hurt me with a truth, don’t comfort me with a lie.
Anlamı = Canımı bir doğruyla acıt, beni bir yalanla mutlu etme.


Loving someone might be a mistake, but it is a mistake worth making.
Anlamı = Aşk bir hata olabilir ama buna değecek bir hata.


What others think of me is none of my business – Başkalarının benim hakkımda ne dediği hiç umurumda değil.


47% of all statistics are worthless – Bütün istatistiklerin %47’si önemsizdir.


I walk around like everything is fine, but deep down inside my shoe, my sock is sliding off – Her şey yolundaymış gibi yürüyorum, fakat derinlerde bir yerde ayakkabımın içinde, çorabım kayıyor.


James is going to borrow money from a pessimist He doesn’t expect to be paid back

– James kötümser birinden borç para alacak Borç veren kişi, parayı geri alabileceğini düşünmüyor.


I didn’t change, I just woke up (Değişmedim, sadece uyandım.)


Do what is “Right”, not what is “Easy” (Doğru oIanı yap, koIayı değiI.)


Try what you think you can be abIe to do (YapabiIeceğini düşündüğün şeyi dene.)


I Was Born CooI, GIobaI Warming Made Me Hot (Buz gibi doğdum, beni küreseI aIarm ısıttı.)


You can’t burn me (Beni yakamazsın.)


We become what we think about

(Üzerine düşündüğümüz şeyler oluyoruz.)


I didn’t change, I just woke up (Değişmedim, sadece uyandım.)


If opportunity doesn’t knock, build a door (İmkanlar kapıyı çalmana olanak tanımıyorsa, kapı inşa et.)


Think twice before you speak, you’d be able to say something more Insulting (Konuşmadan önce iki kez düşün, daha aşağılayıcı şeyler söyleyen olabilirsin.)


I never make the same mistake twice Three, four times maybe

But never twice (Hayatımda hiç aynı hatayı iki kez yapmadım Üç, bilemedin dört Fakat 2 hiç.)


The only thing I gained so far in 2014 is weight (2014 yılında kazandığım tek şey kilom.)


Nobody is perfect, but I’m nobody

(Hiç kimse mükemmel değildir, fakat ben hiç kimse değilim.)


We live in the era of smartphones and stupid peoples.
Akıllı telefonlar ve salak insanların olduğu bir dönemde yaşıyoruz!


Whenever i have a problem, I just sing, Then i realize my voice is worse than my problem.
Ne zaman bir problem yaşarsam hemen o anda şarkı söylemeye başlarım Sesimin yaşadığım problemden daha kötü olduğunu fark ettiğimde de sorun biter.


The most painful goodbye’s are those which were never said and never explained.
En acıtan vedalar asla söylenemeyen ve açıklanamayanlardır…


Dünya onların, ahiret bizim olsun…(H.z.Muhammed)
Let them have the world, we’ll have afterlife


Allah var, dert yok…(Anonim)
There’s Allah, no trouble 


Sonbaharda dökülen yapraktım, ilk baharda geri geldim ben… (Ceza)
I was the deciduous leaf in fall, I returned in spring


Life is like photography, You use the negatives to develop (Hayat fotografi gibidir, gelişmek için eksileri kullanırsın.)


When someone says, “You’ve Changed”, It simply means you’ve stopped living your life their way (Birileri sana değiştiğini söylediğinde bu basitçe hayatını onlardan farklı şekilde idame ettirdiğin anlamına gelir.)


Whenever i think of quit smoking, I need a cigarette to think (Her ne zaman sigarayı bırakmayı düşünsem, düşünmek için bir sigaraya ihtiyaç duyuyorum.)


Life is Short – Chat Fast! (Hayat kısa, chat hızlı.)


The haste of a fool is the slowest thing in the world – akısızca yapılan bir telaş dünyadaki en yavaş sey.


You don’t know something? Google It You don’t know someone? Go to Facebook

You can’t find something? Mom!Hiçbir şey bilmiyor musun Google da arat Birini tanımıyor musun Facebook’a git Bir şey bulamıyor musun? Anne!


I love my job only when I’m on vacation – işimi sadece tatile giderken seviyorum


I’m not single, I’m just romantically challenged – Yanlız değilim , sadece romantikliğe meyden okuyorum.


School is pointless English: We speak it History: They are dead, get over it

Math: We have calculators.  – Okul gereksiz İngilizce: Zaten konuşuyoruz Tarih: Adamlar ölmüş, boş ver gitsin Matematik: Hesap makinelerimiz var.


I’m not lazy; I’m just on my energy-saving mode – Ben tembel değilim; sadece güç tasarrufu modundayım.


I’m not perfect, I am originaI

(MükemmeI değiIim, orijinaIim.) 


I am onIy responsibIe for what I say, not for what you understand (Sadece sana söyIedikIerimIe sorumIuyum, senin anIadıkIarınIa değiI.)


Having one child makes you a parent, having two makes you a referee (Bir çocuğa sahip olmak seni aile yapar, iki çocuk ise hakem.)


The only thing I gained so far in 2014 is weight (2014 yılında kazandığım tek şey kilom.)


If “Plan A” didn’t work Don’t worry; the alphabet has 28 more letters

(Eğer A planı işlemediyse endişelenme, daha 28 harf var )


If you can’t convince them, confuse them (Eğer onu ikna edemiyorsan, kafasını karıştır.)


The greatest advantage of speaking the truth is that you don’t have to remember what you said.
Her zaman doğruyu söylemenin en büyük avantajı, asla ne söylediğini hatırlamak zorunda kalmazsın…


Save water drink beer.
Suda tasarruf et, birayı iç..


How is a poor man a lot like a rich man? they both have an iPhone.
Bir fakir ve zenginin en çok benzeştiği nokta nedir? İkisinin de bir iPhone’u var.


Son vedanın adını, “elveda” koydum… (Sagopa Kajmer)
I named the last leave as “farewell”


Sana tutunmaya çalışan ben, beni tutmayıp düşüren sen… (Sagopa Kajmer)
I who try to grab on you and you who can’t hold and drop me


Please think Positive (Lütfen pozitif düşün.)


For Sale: Parachute Only used once, never opened.   (Satılık Paraşüt Sadece bir kez kullanıldı, hiç açılmadı.)


Don’t call me fat, it’s just that when am far am easier to notice – Bana şişman deme sadece farkedilmem daha kolay.


I love you like a fat kid loves cake! – Şişman bir çocuğun pastayı sevdiği gibi seni seviyorum.


Love, happiness and friendship – Aşk , mutluluk ve dostluk.

SöZLER
YORUMLAR