İmam Rabbani Sözleri - Hz. İmam Rabbani Sözleri

header-ad

Güzel Sözler Ara


İmam Rabbani Sözleri

İmam Rabbani Sözleri

Tasavvuf önderi olan ünlü filozof İmam Rabbani'nin söylemiş olduğu Sözleri sitemizden bulabilirsiniz.

Sayfa İçeriği: İmam Rabbani Sözleri, İmam Rabbani Sözleri Resimli, Hz. İmam Rabbani Sözleri, İmam Rabbani Sözleri Facebook, İmam Rabbani Sözleri 2019, İmam Rabbani Aşk Sözleri

Hindistan'da yaşamış olan İmam Rabbani Sözlerini bu içeriğimizde bir araya getirdik. Sizler de hoşunuza giden Hz. İmam Rabbani Sözlerini İnstagram, Twitter ve diğer sosyal medya hesaplarınızdan paylaşabilirsiniz.

İmam Rabbani Sözleri

Editörün Seçimi: Allah'ım, ölüm bizi uyandırmadan sen bizi uyandır. (İmam-ı Rabbani)


Edebi gözetmek, zikirden üstündür. Edebi gözetmeyen Hakk’a kavuşamaz.


Tarikat gaye değil vasıtadır, ama vasıtaların da en etkili olanıdır. - İmamı Rabbani


Hakikati şeriatın dışında arayan sufi, hayalin peşinde koşmaktadır.


Gına sahiplerinin yani zenginlerin, alçak gönüllü olması güzeldir. Fakirlerin ise onurlu olması lazımdır.


Kalbin tasviyesi (temizlenmesi); İslamiyet’e uymakla, sünnetlere yapışmakla, bid’atlerden kaçmakla ve nefse tatlı gelen şeylerden sakınmakla olur. Zikir ve rehberi, doğru yolu gösteren âlimi sevmek bunu kolaylaştırır.


Kelime-i tevhid; putlara ibadeti bırakıp, Hak Teâlâ’ya ibadet etmek demektir.


Mubahları gelişi güzel kullanan, şüpheli şeyleri yapmağa başlar. Şüphelileri yapmak da harama yol açar.


Biɾ faɾzı vaktinde yapmak, bin sene nâfile ibâdet yapmaktan daha çok faydalıdıɾ. - İmamı Rabbani


Her arayan bulamayabilir, ancak bulanlar arayanlardır. - İmamı Rabbani


İbadetlerin hepsini kendinde toplayan ve insanı Allahü teâlâya en çok yaklaştıran şey namazdır. İmam Rabbani Hz.


'Nefse, günahlardan kaçmak, ibadet yapmaktan daha güç gelir. Onun için günahtan kaçmak daha sevaptır...'' -İmam-ı Rabbani Hazretleri (Rh. A)


Ne varsa güzel, Allah sevgisinden başka; Hepsi cana zehirdir, şeker dâhî olsa... İmâm-ı Rabbânî ks


Ölmek felaket değildir, öldükten sonra başa gelecekleri bilmemek felakettir.


Saadet, ömrü uzun ve ibadeti çok olanındır.


Sünnet ile bid’at birbirinin zıddıdır. Birini yapınca öteki yok olur.


Salih ameller İslam’ın beş şartıdır. Salih amelleri yapmadan kalp selamette olmaz.


Bu zamanda dünyayı terk etmek çok zordur. Dünyayı terk lazımdır. Hakikaten terk edemeyen, hükmen terk etmelidir ki, ahirette kurtulabilsin. Hükmen terk etmek de büyük nimettir. Bu da, yemekte, içmekte, giyinmekte, meskende, dinin hududundan dışarıya taşmamakla olur.


Vakit çok kıymetlidir. Kıymetli şeyler için kullanmak lazımdır. İşlerin en kıymetlisi sahibine hizmet etmektir. Yani Allahü telaya ibadet ve taat etmektir.


Ayet-i kerimede mealen; “Vallahu basirun= Allah onların ne yaptıklarını görmektedir” buyruldu. Allahü Teâlâ her şeyi gördüğü halde, (insanlar) çirkin işleri yaparlar. Aşağı bir kimsenin bile bu işleri gördüğünü bilseler, vaz geçerler yapmazlar. Bunlar ya Hak telanın görmesine inanmıyorlar yahut onun görmesine kıymet vermiyorlar. İmanı olana her ikisi de yakışmaz.


Dünyanın vefasızlıkta eşi yoktur, dünyayı isteyenler de alçaklıkta ve bahillikte (cimrilikte) meşhurdur. Aziz ömrünü, bu vefasızın ve değersizin peşinde harcayanlara yazıklar ve korkular olsun.


Gençlik çağının kıymetini biliniz! Bu kıymetli günlerinizde, İslamiyet bilgilerini öğreniniz ve bu bilgilere uygun yaşayınız! Kıymetli ömrünüzü faydasız, boş şeyler arkasında, oyun ve eğlence ile geçirmemek için uyanık olunuz.


"Kırk gün içinde bir ilim sohbetinde bulunmayanın kalbi kararır. Büyük günah işlemeye başlar. Çünkü ilim kalbe hayat verir. İlimsiz ibadet olmaz..." İmâm-ı Rabbani (k.s.)


"Bir farzı vaktinde yapmak, bin sene nâfile ibâdet yapmaktan daha çok faydalıdır." İmam-ı Rabbani (k.s.)


"Kâfirlere kıymet vermek, müslümanlığı aşağılamak olur." İmam-ı Rabbani(k.s.)


İhlas ile yapılan küçük bir iş, Senelerce yapılan ibadetler gibi sevap hasıl eder. // İmam Rabbani


Bir kimsenin önüne lezzetli, tatlı yemekler konsa, iştihası olduğu halde ve hepsini yemek istediği halde, dinimizin emrettiği kadar yiyip, fazlasını bırakması, şiddetli bir riyazettir ve diğer riyazetlerden çok üstündür.


Sonsuz kurtuluşa kavuşmak için, üç şey muhakkak lazımdır: İlim, amel, ihlas.


İbadetlerin hepsini kendinde toplayan ve insanı Allahü Teâlâ’ya en çok yaklaştıran şey namazdır.


İhsan sahibinin kapısı çalınınca açılır.


Peygamberlere uymak, kişiyi yüksek derecelere ulaştırır; asfiyâ, yani gönlü saf olan büyüklere tâbî olmak, büyük mertebelere vâsıl eder. Hazret-i Ebû Bekir -radıyallâhu anh- dâimâ Peygamber Efendimiz’e tâbî olarak O’nu tasdîk etme saâdetine koştu ve sıddîkların başı oldu. Lânetli Ebû Cehil ise tâbî olma kabiliyetini nefsani arzularının mezbelesinde ziyan ettiği için mel’unların önderi oldu.”


“Âlimlerin dünyaya olan düşkünlüğü, güzel yüzleri üzerinde bir lekedir. Bu gibi âlimlerin ilmi, halka fayda verse de kendilerine fayda sağlamaz. Her ne kadar dinin güçlenmesi bunların omuzlarına bırakılmışsa da buna itibar edilmez. Zira dîni takviye, bazen zalim ve günahkâr kimselerin eliyle de olabilir… Hâlbuki âlimler dünyaya düşkünlük göstermez ve makam, riyaset, mal ve üstünlük sevdasını bertaraf edebilirlerse, işte onlar, âhiret âlimleri ve peygamber vârisi olurlar. Ayrıca onlar, mahlûkatın en üstünüdürler.”


“Dünya âhiretin tarlasıdır. O tarlayı ekmeyip verimli toprağını boş bırakan ve amel tohumlarını zayi eden kişiye yazıklar olsun! Bilmek gerekir ki, toprağın boş bırakılıp zayi edilmesi ya oraya hiçbir şey ekmemekle olur, ya da oraya çürük ve bozuk tohum atmak suretiyle olur. (Yani kişi ya ömrünü boş geçirmek ya da nefsani arzularla ziyan etmek suretiyle ebedî hüsrâna düşer.) Herkesçe mâlûmdur ki, zâyî etmenin bu ikinci kısmının zararı, birinci kısma göre daha fazladır.”


Cenâb-ı Hak kullarına şu duâyı tâlim buyurur:“…Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler ihsân eyle ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl!” (el-Furkân, 74) Yani takvâ sahibi olmak kâfî değildir, takvâda önder olmaya gayret etmek lâzımdır.


“İnsanın yaratılış gâyesi, kulluk vazifelerini yerine getirmektir. Kime yolun başında veya ortasında aşk ve muhabbet bahşedilirse, bundan maksat, Hak Teâlâ’nın dışındakilerden alâkayı kesmesini sağlamaktır. Yoksa aşk ve muhabbetin kendisi asıl maksat değildir. Bilâkis bunlar, kulluk makâmını elde etmek için birer vâsıtadır. Sâlik, mâsivânın esâret ve kulluğundan tamamen kurtulduğu takdirde ancak Allah Teâlâ’nın kulu olabilir. Velâyet mertebelerinin en üstünü de ubûdiyet (kulluk) mertebesidir. Velâyet mertebeleri içerisinde bundan daha üstün bir makam yoktur.”[7]


"Gençlik çağının kıymetini biliniz! Bu kıymetli günlerinizde, İslâmiyet bilgilerini öğreniniz ve bu bilgilere uygun yaşayınız! Kıymetli ömrünüzü faydasız, boş şeyler arasında, oyun ve eğlence ile geçirmemek için uyanık olunuz." |Hazreti İmâm-ı Rabbânî [kuddise sırruhû]


Ölmek felaket değildir öldükten sonra başa gelecekleri bilmemek felakettir… İmam-ı Rabbani (kuddise sirruh)


“Muhabbette hîleye yer yoktur. Çünkü seven, artık sevgilisine tutkun bir kara sevdâlı olup ona muhâlefet edemez ve sevgilisinin muhâliflerine de aslâ meyledemez. Onlara hiçbir şekilde tâviz veremez.”


“Allah Teâlâ, siyah-beyaz bütün ırklara gönderilen Beşeriyetin Efendisi -sallâllâhu aleyhi ve sellem- hürmetine bizi ve sizi yaşanmayan sözden, amelsiz ilimden kurtarsın! Âmîn!..”

Emoji ile Tepki Ver

0

0

0

0

0

Yorum Bırak

Güvenlik Kodu

Yorumlar


Henüz hiç yorum yapılmamış!