Halide Edip Adıvar Sözleri

Başlık: Halide Edip Adıvar Sözleri

En ünlü yazarlarımızdan olan Halide Edip Adıvar'a ait olan Sözlere bu sayfamızdan göz atabilirsiniz.
Reklam alanı

Sayfa İçeriği: Halide Edip Adıvar Sözleri, Halide Edip Adıvar Güzel Sözleri, Halide Edip Adıvar Özlü Sözleri, Halide Edip Adıvar Sözleri 2019, Halide Edip Adıvar Sözleri Twitter, Halide Edip Adıvar Sözleri Tumblr

1964 yılında son yolculuğuna uğurlanan en ünlü yazarlarımızdan olan Halide Edip Adıvar'a ait sözleri bu sayfamızın altında bir araya getirdik. Beğendiğiniz en güzel Halide Edip Adıvar sözlerini Twitter, Whatsapp gibi hesaplarınızdan da paylaşabilirsiniz.

Halide Edip Adıvar Sözleri

Editör Seçimi: Kadınlar, kendilerini sevenler için değil, onlara hükmedenler için can verirler. (Halide Edip Adıvar)


 ”Sabırla sükun daima birlikte gelmez.”


"Ben bu bayrağın altında doğmuş bir Türk kadınıyım. Burada yaşadım,burada öleceğim."


Kadınlar kendilerini sevenler için değil, onlara hükmedenler için can verirler.


Hɑksızlığɑ sɑpıp çoğu insɑnın seninle berɑber olmɑsını sɑğlɑmɑktɑnsɑ ɑdɑletle dɑvrɑnıp tek bɑşınɑ kɑlmɑk dɑhɑ iyidir.


Milletler dostumuz, hükumetler düşmanımız olmuştu. -Ateşten Gömlek


Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım; vallahi ve billahi!


Sevdiğimiz her şey esasen bizimdir. Kalbimizin içindedir. Ona o kadar sahibiz ki, dünyanın orduları kalbimizden onu koparıp atamaz.


En korkunç ve sakınılması lazım gelen isyan, bu en sakin Anadolu halkının isyanıdır.


”Haksızlığa sapıp çoğu insanın seninle beraber olmasını sağlamaktansa adaletle davranıp tek başına kalmak daha iyidir.”


”Meyhaneler sakini ol ; iç, mihrapları yak, kâbeyi ateşe ver. Fakat ey insan, kendi cinsini incitme!” (Sinekli Bakkal)


”Nefer iki sınıf, bir kısmı çocuk gibi nazlanıyor, herkesin kendisiyle meşgul olmasını istiyor. Şehit olmuş bir arkadaşın veyahut zabitin matemini yüksek sesle ağlayarak tutuyor. Öteki kısmı ziya gibi, göğsü açık, çok zaman kan içinde başının ay yıldızlı başlığı altında yanık ve kavi yüzü bir tablo gibi duruyor. Bu yüzde hiçbir şey değişmiyor, sabit ve sinirsiz gözleriyle öylece bakıyor.” (Ateşten Gömlek)


”İnsan en çok sevdiklerine ancak en iyi yapabileceği verebiliyor.” (Ateşten Gömlek)


Her azamız kopuncaya kadar İzmir yolunda kılıcımızı kınına koymayacağız.


“A benim rûh-ı revânım seven ölsün mü seni.. "


Ciddi olmak için hava fazla güzel!


"Ayrılmak biraz ölmektir."


Ölmekten korkmamak askerlere mi özgüdür?


Hoca Hanım, namus kadının yüzünü açıp açmamasında değildir. Din de peçe demek değildir. Öyle kapalı kadınlar vardır ki kapı arasından her türlü rezaleti yaparlar.


Bir kere annem beni dünyaya getirdi, bir kere de sen, bambaşka bir dünyaya beni getiriyorsun Rabia.


Kadınlar sade bal değil, zehir tesiri de yaparlar.


Gece en karanlık ve ebedi göründüğü zaman gün ışığı en yakındır. Her gecenin bir sabahı vardır.


Haksızlığa sapıp çoğu insanın seninle beraber olmasını sağlamaktansa adaletle davranıp tek başına kalmak daha iyidir.


Yalan olmuş heɾşey yalan. İstanbul’um talan olmuş Şimdi İstanbul deɾtli, İstanbul yanık. Bu gün istanbul’u tanıyamadık.


Yaşam; biɾ çiçeğin, Sabıɾsız bekleyişinde. Biɾ keɾecik göɾebilmek güneşi! O kısacık ömɾünde.


İnsan en çok sevdiklerine ancak en iyi yapabileceği verebiliyor. -Ateşten Gömlek


Aşk ahlakı! Kim bilir belki istikbalde insan müesseselerinin nazımı o olur… İnşallah olsun. -Sinekli Bakkal


Yaşama Daiɾ Şeyleɾ Biliɾmisin ay çiçekleɾini? Sabah güneşe döneɾ ya. Kaybolunca ufuk çizgisinde; O hep boynunu bükeɾ ya. Sende dön yüzünü. İstanbul Biɾ gün acıktım İstanbul’a Yüɾüdüm baştan başa. Heɾşey yabancı, heɾşey başka Yüzleɾ başkaşka, insanlaɾ başka kaɾanlık yüzleɾ, Kıɾmızı gözleɾ yalancı İstanbul aɾtık, Bize bile ya 


Eğer Tevfik, meramını anlatabilseydi sanatın yazıda değil, her an değişen hayatta olduğunu söyleyecekti. Ve eğer para denilen şeyin kıymetini bilseydi bu fırsatta âdetâ zengin olabilirdi. Fakat kazancı bir elinden giriyor, bir elinden çıkıyordu.


Başkumandanın hiç uyumadığını söylüyorlar. Dairesinde daima aynı parlak ışık, aynı gölgelerde hareket.


İnsanoğlu demirden ve çelikten değil, etten ve duygulardan yapılmıştır. Onu gerçek bir makine gibi kullanmak, insanlığını öldürmek demektir.


Zaman, bize öğretmenle öğrenci arasındaki dengenin ölçülü olmasının ne kadar çok gerekli olduğunu ispat etmişti.


Vurgunluğun bin bir şekli vardır. Evlenmek sadece vurgunlukla olamaz, bütün bir hayat içindir. Bütün bir ömrü beraber, el ele geçirmek sadece vurgunluktan daha çok derin şeylere bağlıdır.


Dünya sahnesine insanların girişini, şiddetli bir nefret duymadan seyretmek elde değildir. Çünkü insanların birbirlerine yaptıkları kötülük doğanın yaptığından çok daha üstündür.


Zulme dayanan herhangi bir idare iflasa mahkümdur.


Oğlum Ayetullah o sene meydana geldi, on altı ay sonra ikinci oğlum Zeki Hikmetullah'a kavuştum.


Malum ya, eski ihtiyar kadınlar için kına, dini bir zorumluluktur. Ak saç onlara göre, yalnız kokonalara yaraşır...


”İnanıyorum ki, insanları sırf kuru bir adaletle muhakeme etsek, hepimizi belki kapamak lazım gelecek kadar, içimizde tehlikeli temayüller vardır.” (Yolpalas Cinayeti)


”- Bu toprak benim toprağım, bu kasaba benim kasabam, bunu sev, bunu muhafaza et, dedi. Bir an kesilen nefesini fısıldar gibi ilave etti:
– İstediğin zaman seninim, istediğin yolda yürürüm.” (Vurun Kahpeye)


Dünya ona çirkin bir boğuşma meydanı gibi geldi.


Kendimi çocuk ve çocuk ruhlu insanlara daha yakın duyuyorum.


...hislerini ilgisizlikten ve anlamazlıktan gelen bir maskeyle örtüyordu.


Gece en karanlık ve ebedi göründüğü zaman gün ışığı en yakındır. Her gecenin bir sabahı vardır.


Eğer Tevfik, meramını anlatabilseydi sanatın yazıda değil, her an değişen hayatta olduğunu söyleyecekti. Ve eğer para denilen şeyin kıymetini bilseydi bu fırsatta âdetâ zengin olabilirdi. Fakat kazancı bir elinden giriyor, bir elinden çıkıyordu. -Sinekli Bakkal


Yeniyi kurmak için eskisinin enkazı süpürülmeli


İnsanları en korkak, en derli toplu alışkanlık tutsaklıklarına, ocaklara, köşelere bağlayan kadın gözleri bazen ta cehenneme götürüyor.


İngilizler aflarını talep edenlere versinler Mösyö, affı zalimler değil, mazlumlar verir. Çanakkale?de dövüşürken ne asi, ne esirdik. Namuslu bir millet gibi dövüştük, öldük, öldürdük. Ne zamandan beri ve hangi milletle harp edilir de mağlûp olduğu zaman ona katil denilir?


Toprağınız toprağım, eviniz evim; burası için, bu diyarın çocukları için bir ana, bir ışık olacağım ve hiçbir şeyden korkmayacağım.


Çünkü hayat bana en korkak adamların, iddia ile cesaretten bahsedenler olduğunu öğretti.


Ben bu bayrağın altında doğmuş bir Türk kadınıyım. Burada yaşadım, burada öleceğim.


Ben, en çok beni korumak isteyenlerden, rafta saklanacak bir nevi mahluk gibi beni sakınanlardan nefret ederim. Ben, yalnız benim çekeceğim kadarını değil, daha fazlasını bana yükletmek isteyenleri, elimden tutup ateşe sürüklemek isteyenleri severim, içimde yanan şeyi, içimdeki ateşi kim tezyit ederse o benim hakiki arkadaşım olabilir. Bana yara sarmayı çok görüyorsunuz.


Manakyan Tiyatrosu da daima tercüme veya uyarlanmış piyesler veren tiyatromuzdaki Garplılaşmamızın bir başlangıcı sayılabilirdi. Bu günkü Türk sahnesinin de ilk basamağı odur.

Reklam alanı
Reklam alanı
SöZLER
Reklam alanı
YORUMLAR
Reklam alanı
Reklam alanı
Reklam alanı