Erich Fromm Sözleri

Sayfa İçeriği: Erich Fromm Sözleri, Erich Fromm Sözleri 2019, Erich Fromm Aşk Sözleri, Erich Fromm Sözleri Tumblr, Erich Fromm Sözleri Kısa, Erich Fromm Sözleri Özlü, En Güzel Erich Fromm Sözleri

Almanya doğumlu olan Amerikalı en ünlü filozoflardan biri olan Erich Fromm'un söylemiş olduğu sözler bu içeriğimizde yer almaktadır. İnstagram, Facebook, Whatsapp vb. hesaplarınızdan Erich Fromm Sözlerini paylaşabilirsiniz.

Erich Fromm Sözleri

Editör Seçimi: Yalnız kalabilme yeteneği, sevilme yeteğinin tek koşuludur. (Erich Fromm)


İnsan ne iyidir, ne de kötüdür. İnsanın tek gücünün iyilik olduğuna inanırsak gerçeklere pembe bir gözlük arkasından bakarak onları çarpıtır ya da acı bir umutsuzluğa kapılırız. Öbür aşırı uca inanırsak o zaman da siniklikten kurtulamaz, kendimizde ve başkalarında bulunabilecek iyiliklere gözlerimizi kapamış oluruz. Gerçekçi bir görüş edinmek demek bunların ikisini de gerçekleşebilecek olasılıklar olarak görmek, her ikisinin de gelişmesine uygun koşulları inceleyip öğrenmek demektir.


Şiddet, yaşanmış bir yaşamın dışa vurumudur.


"Sevgi olmadan insanlık bir gün için bile var olamaz." 


Bize çiçekleri sevdiğini söyleyen bir kadının, çiçekleri sulamayı unuttuğunu görürsek, onun çiçek 'sevgisi'ne inanmayız. Sevgi, sevdiğimiz şeyin büyümesi ve yaşaması için gösterdiğimiz 'etken ilgi'dir.


Bir şeye sahip olmak değil, layık olmak önemlidir.


Çaresiz birini sevmek, yoksul ve yabancı birisini sevmek, kardeş sevgisinin ilk adımıdır.


Gerçek sevgi, sonunda ayrılık var gibi görünse bile, insanın sevdiği kişiyi mutlu olacağı yere doğru uğurlamaktan çekinmemesidir. Eğer kişi sevdiğini uğurlamaktan çekinir ve sahiplenmeye kalkarsa, kendine hizmet etmiş olur.


Ancak kendinden bir şeyler verebilen kişi zengindir. 


Vermek almaktan çok daha coşku vericidir. Bu, beni yoksullaştırdığı için böyle değildir, verme eyleminde canlılığının gücü yattığı için bu, böyledir.


“Bir insan başka birine sahip olduğu en değerli şeyden, ‘yaşamından' verir. Sevinçlerinden, anlayışından, bilgisinden, üzüntüsünden içinde canlı olan her şeyden.” der ve ekler ; “Bazen bir şeyler vermek için bir bakış bile yetebilir. ”


Yaşam sevgisinin gelişebilmesi için bir şey "yapma" özgürlüğü gereklidir: Yaratma ve kurma özgürlüğü, şaşabilme ve göze alabilme özgürlüğü. Böyle bir özgürlüğü tatmak için etkin ve sorumlu bir birey olmak gerekir; tutsak ya da çarkın iyi yağlanmış bir dişlisi olan birey değil.


"Sevgi yalnız belli bir insana bağlılık değildir; bir tutumdur; kişinin yalnız bir sevgi nesnesine değil, bütünüyle dünyaya bağlılığını gösteren bir kişilik yapısıdır. Kişi yalnız bir tek insanı seviyor, başka her şeye karşı ilgisiz kalıyorsa, sevgisi sevgi değil, birlikte -yaşamaya bağlılık ya da yaygınlaştırılmış bir bencilliktir."


Zekâmız, ilgilerimiz, heyecanlarımız ve temel toplumsal yaşan­tımız, sözcüğün gerçek anlamında, avcılık uyarlanmasının sağladığı başarının evrimsel ürünleridir. İnsanbilimciler, insan soyunun bir­liğinden söz ettikleri zaman, belirtmek istedikleri şey şudur: Avcılığa ve toplayıcılığa dayalı yaşam biçiminin ayıklayıcı baskıları o denli birbirine benzerdi ve sonuç o denli başarılıydı ki, Homo sapiens top­lulukları hâlâ her yerde esas olarak aynıdır.


Ancak kendimize inanç duyduğumuz zaman, başkalarına da inanç duyabiliriz.


Tüketim ideoloğunun dileği bütün dünyayı yutmak; tüketici biberon için çığlıklar atan ebedi süt çocuğu.


Sevgi bir etkinliktir; edilgen bir olay değildir; bir şeyin içinde olmaktır, bir... şeye kapılmak değildir.


"İnsanın varoluş sorunun en sağlıklı ve doyumcul yanıtı sevgidir,dolaysıyla sevginin gelişimine yer vermeyen bir toplum gelecekte insan doğasının bu temel gereksinimini gözden kaçırdığı için yok olacaktır." 


"Günümüzdeki insana en çok acı veren,yoksulluk değil,büyük bir çarkın küçük bir dişlisi olmak,bir robot olmak,hayatın boş ve anlamsız hale gelmesidir."Erich Fromm 


Anne içinden çıktığımız yuvadır, doğadır, topraktır, okyanustur.


Sevgi vermektir, almak değil.


"İnsan seviyorsa iki şeyi asla yapmaz.
Aldatmaz ve ağlatmaz.
Çünkü aldatmak insan onuruna; ağlatmak ise insan yüreğine yapılmış en çirkin saldırıdır."


Başka birisine kendime yetemediğim için bağlanıyorsam, karşımdaki kadın ya da erkek benim için bir cankurtaran olabilir belki ama aramızdaki bağ sevgi bağı olamaz.


Bütün ağır psikolojik hastalıkların temelinde narsizm yatar.


İnsanın yanında büyük sözler söyleyenler değil, yürekten sevenler kalır hep.


Sevme sanatının uygulanabilmesi, inancın da uygulanmasını getirir.


Daha iyi olanı değil, sana kendini daha iyi hissettireni seçmelisin.


Eğer sevgi bir çiçekse, saygı onu koruyan saksıdır. Çiçek solmaya başlamışsa dikkat edin saksı mutlaka çatlamıştır.


Yalan hiç bir şeyi yerinden kımıldatmaz.


İyi ve kötü sadece itaatsiz olma özgürlüğü içinde vardır.


Açgözlülük içsel bir boşluğun sonucudur.


Psikiyatri bazı kimselerin akıllarını kaçırma nedenleriyle ilgilenir ama asıl sorun, insanların çoğunluğunun neden akıllarını kaçırmadığıdır.


Her insan mutlu olamaz… Çünkü; gereğinden fazla özler dünü, hak ettiğinden fazla düşünür yarını; ve hiç hak etmediği kadar bilinçsizce yaşar bugünü. Her insan mutlu olamaz. Çünkü; gereğinden fazla özler hayatından çıkanları. Hak ettiğinden daha büyük umutla bekler hayatına girecekleri ve asla göremez yanı başındakileri.


Cinsel sevgi iki kişilik yalnızlıktır. 


Eğitim, bir çocuğa özel yeteneklerinin fakına varması için yardım etmektir. Eğitimin zıddı yönlendirmedir. 


Makine yüzünden zaman insanın hükümdarı oldu. 


Sevginin yalnızca ayrıcalıklı bireysel değil de sosyal bir olgu olarak gerçekleşe bilirliğine inanmak, insanın doğasını bilerek temellendirilmiş ussal bir inançtır.


Birçok kişi, sevme sorununu ilkel bir biçimde ele almakta, kendi sevebilme gücünden, sevme ediminden çok sevilme olarak görmektedir. Onlar için sorun, nasıl sevilebilecekleri, nasıl sevimli olabilecekleridir.


Sevgi, narsizmin hemen hemen olmadığı alçakgönüllülüğün, nesnelliğin ve düşüncenin gelişmekte olduğu yerde vardır.


Sosyalizme göre, sadece yoksulluk değil, zenginlik de bir kusurdu. Maddi yoksulluk, insanı insani açıdan bir yaşamın temelinden yoksun bırakır. Maddi zenginlik ve güç, insanı yozlaştırır. İnsanın varlığına özgü orantı ve sınırlama duygularını yok eder; bireyde, türdeşleriyle aynı varlık koşullarına bağlı olmadığını hissettiren gerçekdışı ve çılgın bir “benzersizlik” duygusu yaratır. Sosyalizmi, maddi rahatlığın, yaşamın gerçek amaçları için kullanılmasını ister; kişisel serveti, toplum için olduğu kadar birey için de tehlikeli görerek reddeder. Aslında, kapitalizmle karşıtlığı tam da bu ilkesiyle ilgilidir. Mantığı gereği, kapitalizm, giderek artan bir maddi zenginliği amaçlarken sosyalizm, giderek artan bir insan üretkenliğini, farkındalığını, mutluluğunu ve insani amaçlara olanak sağlayacak oranda bir maddi rahatlığı amaçlar. 


Tüketim malları endüstrisindeki sermaye yatırımının boyutu ile birkaç dev şirket arasındaki rekabet, tüketimi şansa bırakmamayı ve tüketiciyi de daha fazlasını almak isteyip istememe ya da ne almak istediği konusunda serbest bırakmamayı gerekli kılar. Tüketicinin iştahı sürekli açılmalı, zevkleri yönlendirilmeli, yönetilmeli ve tahmin edilebilir hale getirilmelidir. İnsan, tek isteği daha çok ve “daha iyi” şeyler tüketmek olan ebedi bir süt kuzusuna, “tüketiciye” dönüştürülür. 


İnsanın toplumsal ve bireysel evriminin erekleri­ni açık olarak kavrayan hayalciler her zaman bulunmuştur. Ama bun­ların Ütopyaları, gerçekleştirilmesine olanak bulunmayan kuruntu­lar anlamında ütopik (hayal ürünü) değildi. Bunlar hiçbir yerde (ütopia) meydana gelmemişti. Ama hiçbir yerde hiçbir zaman an­lamına gelmez.


Yeni insan modeli; eski kan ve topraktan doğacak, kendisini insanoğlu olarak tanımlayacak, insani ırkı ve yaşama bağlılığı azami derecede yaşayacak bir dünya vatandaşıdır. Memleket sevgisi, insanlık sevgisinden ileri gelecektir.


Sevgiden vazgeçmek olanaksız olduğuna göre sevgi konusundaki başarısızlıkların üstesinden gelebilmenin bir tek uygun yolu olarak bu başarısızlıkların nedenlerini gözden geçirip, sevginin anlamım incelemeyi geliştirmek kalıyor.


Tüm insanlar eşittir, çünkü onlar toprak ananın çocuklarıdır.


Vermek almaktan çok daha coşku vericidir. Bu, beni yoksullaştırdığı için böyle değildir, verme eyleminde canlılığının gücü yattığı için bu, böyledir.


Bu açıdan bakılırsa insanın kattığı anlam dışında yaşamın hiçbir anlamı yoktur; insan baskalarına yardım etmedigi sürece yapayalnızdır.


"Bilmek ve hala bilmediğini düşünmek en yüce marifetdir. Bilmemek ve buna rağmen bildiğimizi düşünmek bir hastalıktır." 


"Açgözlülük içsel bir boşluğun sonucudur." 


"Tüketim ideoloğunun dileği bütün dünyayı yutmak;tüketici biberon için çığlıklar atan ebedi süt çocuğu." 


Yaşam hiçbir zaman kesin, tahmin edilebilir, kontrol edilebilir değildir; yaşamı kontrol edilebilir kılmak için, ölüme dönüştürülmesi gerekir; gerçekten de yaşamdaki tek eminlik ölümdür.


Olgun olmayan sevgi seni seviyorum çünkü sana ihtiyacım var der. Olgun sevgi ise sana ihtiyacım var çünkü seni seviyorum der.


Yaşadığımız sürece ölüm bizi ilgilendirmez. Çünkü yanımızda değildir. O geldiğinde ise yine üzülmemeli, çünkü o zaman biz yokuz. -Epikür


Hayatımıza giren herkes değerlidir ama herkes özel değildir. Saygı hepsine, sevgi layık olana verilir.


Sevgi ancak iki insan birbirlerine varlıkların özünden bağlanır, her biri kendisinin varlığının özünden tanırsa, gerçekleşir.


Otomatlar sevemezler. Onlar sadece “kişilik paketleri”ni birbirleriyle değiştirirler ve ucuza kapatma peşinde koşarlar.


İnanç insanın varoluşunun bir koşuludur. Sevgiyle olan ilişkisi açısından bunun anlamı kişinin kendi sevgisine olan inancı, başkalarında sevgi yaratabilme ve bu sevginin geçerliliğidir.


Aşk ‘seni seviyorum çünkü sana ihtiyacım var’ diye başlar, ‘sana ihtiyacım var ..çünkü seni seviyorum’ diye olgunlaşır.


Hiç bir şey yaratıcılığı aşk kadar teşvik etmez, tabi aşkın gerçek olması koşuluyla.


Bilmek ve hala bilmediğimizi düşünmek en yüce marifettir. Bilmemek ve buna rağmen bildiğimizi düşünmek bir hastalıktır.


İyileşmenin ilk şartlarından birisi de; kişinin şaşırarak kendi bilmediği yönlerini tanımasıdır.


Topluma lüzumsuz bilgiler verirseniz, gereksiz bir kalabalık oluşur…


Milyonlarca insanın aynı kötülükleri paylaşması o kötülükleri erdeme dönüştürmez; aynı hataları yapmaları, o hataları doğru kılmaz.


Sevgi, insanın varoluş sorununun yanıtıdır. 


Sevgi, sevdiğimiz şeyin yaşaması, gelişmesi için duyduğumuz etkin ilgidir. 


Günümüzde insanların mutluluğu eğlenmeğe dayanmakta… Eğlenmenin altındaysa almanın, tüketmenin doygunluğu yatmaktadır…


Eğer sevgi bir çiçekse, saygı onu koruyan saksıdır. Çiçek solmaya başlamışsa dikkat edin saksı mutlaka çatlamıştır….


Sevgiden vazgeçmek olanaksız olduğuna göre sevgi konusundaki başarısızlıkların üstesinden gelebilmenin bir tek uygun yolu olarak bu başarısızlıkların nedenlerini gözden geçirip, sevginin anlamını incelemeyi geliştirmek kalıyor.


Anne içinden çıktığımız yuvadır, doğadır, topraktır, okyanustur.


Bu durumda, burada kullandığımız anlamıyla itaatsizlik, mantığın ve iradenin olumlanması eylemidir. Bu aslında, bir şeye karşı değil, bir şeye yönelik tutumdur: insanın görebilme, gördüğünü söyleyebilme ve görmediği şeyi söylemeyi reddetme yeteneğine yöneliktir. Bunu yapabilmek için saldırgan ya da isyankâr olması gerekmez; gözünü açmaya, tamamen uyanık olmaya ve yarı uykuda oldukları için yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olanların gözünü açma sorumluluğunu taşımaya istekli olması gerekir. 


Anne sütü, sevginin oluşturduğu ilgi ve bakımın simgesidir. Bal ise, yaşamın tatlılığını, yaşama sevincini simgeler. Annelerin çoğu süt vermekte, fakat pek azı içine bal katabilmektedir. Bal verebilmek için, salt iyi bir anne değil, aynı zamanda, mutlu bir insan olmak gerekmektedir...


Sen de Yorum Yap veya Sözünü Yaz