Emil Michel Cioran Sözleri - Özlü Emil Michel Cioran Sözleri

header-ad

Güzel Sözler Ara


Emil Michel Cioran Sözleri

Emil Michel Cioran Sözleri

Romanya doğumlu olan ünlü filozof Emil Michel Cioran'a ait olan Sözlere sitemizden göz atabilirsiniz.

Sayfa İçeriği: Emil Michel Cioran Sözleri, Emil Michel Cioran Sözleri 2020, Emil Michel Cioran Sözleri Kısa, Özlü Emil Michel Cioran Sözleri, Emil Michel Cioran Sözleri Facebook, Emil Michel Cioran Sözleri Twitter

1900'lü yıllarda yaşamış olan Roman asıllı ve Fransa'da dünyaya veda eden Emil Michel Cioran Sözlerini derledik. Sizler de beğendiğiniz Özlü Emil Michel Cioran Sözlerini sosyal medya hesaplarınızdan paylaşabilirsiniz.

Emil Michel Cioran Sözleri

Editörün Seçimi: İktidarı arzulamak, insanın en büyük lanetidir. (Emil Michel Cioran)


Aşksız her şey yokluktur.


Eğer her kederlendiğimiz de ağlayarak kurtulma imkanımız olsaydı, ... şiir ortadan kalkardı.


Ve gece yarısından sonra başlar tehlikeli hakikatlerin baş döndürücü sarhoşluğu! / Emil Michel Cioran


Çareleri değiştirmemiz, tesirli ve muteber hiçbir çare bulamadığımızdandır; çünkü ne aradığımız yatışmaya, ne de peşinden gittiğimiz hazlara inancımız vardır. Kaypak bilgeleriz biz.


Ne zaman inançlı birine rastlasam; ruhunun hangi kusuru, hangi deliliğidir ona bu inançları kazandıran? Diye sorarım kendime. / Emil Michel Cioran


Melankolisiz bir dünyada bülbüller geğirmeye başlardı.


Aşka, hırsa, topluma sırt çevirenlerden kendinizi sakınınız. Vazgeçmiş olmanın intikamını alacaklardır.


Aşk - iki tükürüğün karşılaşması. Bütün duygular mutlaklarını salgı bezlerinin sefilliğinden alırlar. Asalet varoluşun yadsınmasındadır, harap olmuş manzaralara tepeden bakan tebessümdedir yalnızca.


Hayatın içinde yer alan her şey, hem gerçek anlamda hem mecazi anlamda, dengesizdir. Emil Michel Cioran


Her bebeği müstakbel bir III. Richard görün.


-Ben-i terk eder etmez, uyurum.


Toplum bize şeyleri nasıl kavrayacağımızı öğretir, buna karşılık varlığımızın sanatı çözümlemeyi; zira vâkıf olunmamış bir müşahedede ne özgürlük ne de “gerçek hayat” vardır.


Bütün doğumlar kuşkuludur; melekler mutluluktan biçare, zürriyetler düşüklere gebe. Cüzzam sabırsız ve aç gözlüdür, yayılmayı sever. İnsanlığa sebepsiz yere ölmeyi görme korkusunu, bir nesleyse yeisini taşır; ne olursa olsun: her yerde hayatta kalmak isteyen yeterince it kopuk takımı var, bunlardan kaçarak yok olsalar da her zaman kendini feda eden birkaç gudubet bulunur.


Hepimiz sahtekar olduğumuz için birbirimize tahammül ederiz.


Can sıkıntısı, hiçbir inanç adına yaşamayıp, hiçbir inanç adına ölmeyenlerin çektikleri azabın adıdır.


Her şey görünüm değiştirir, güneş bile; her şey eskir, mutsuzluk bile...


Acılarımızı birine ancak acı çektirmek için itiraf ederiz, on­lara katlansın diye.


Psikoloji kahramanın mezarıdır.


Eğer her kederlendiğimizde ağlayarak kurtulma imkânımız olsaydı, teşhissiz hastalıklar ve şiir ortadan kalkardı. Fakat doğuştan gelen ve eğitimle vahimleşen bir çekingenlik ya da gözyaşı bezlerimizdeki bir işleyiş bozukluğu, bizi kuru gözlerin azabına mahkûm eder.


Konuşanların sırrı yoktur. Ve hepimiz konuşuruz. Kendimize ihanet eder, kalbimizi teşhir ederiz; her birimiz dile gelmezliğin celladıyızdır; her birimiz sırları, en başta da kendi sırlarımızı yok etmek için yırtınırız.


Geceler boyunca hangi kâbuslarla haşır neşir olduk ki güneşe düşman olarak kalkıyoruz?


Gündüz, düşüncelere düşmandır; güneş karartır onları; ancak gecenin ortasında açılırlar...


Öngörülemez -ve halbuki her şeyin kendini tekrar ettiği- bir evrendeki o azgınlaşmanın sonu hiç gelmeyecek mi yani? Daha ne kadar zaman kendimize, "bu yaşamdan tiksiniyorum," diyeceğiz?


"Bir gün bir adam onu zengince döşenmiş bir eve soktu ve şöyle dedi: 'Sakın yerlere tükürme'. Canı tükürmek isteyen Diogenes, adamın suratına balgam attı ve ona, bulduğu tek pis yerin orası olduğunu ve oraya tükürdüğünü haykırdı" (Diogenes Lafertios).


Sonuna kadar acı çekmek lazım, ta ki acıya inanmaktan vazgeçinceye kadar.


Bu dünyada yeteri kadar acı yok mu?


Çok fazla bilgelik öfkemizi artırır ve çok fazla bilgi acımızı artırır.


Kendi hükmünü mutlak olarak elinde bulundurmak ve bunu kullanmamak… bundan daha esrarengiz bir yetenek var mıdır? İntiharın mümkün olduğu tesellisi, soluksuz kaldığımız o mekânı sonsuz bir alana çevirir. Kendimizi yok etme fikri, buna ulaşma yollarının çokluğu, kolaylığı ve yakınlığı sevindirir ve ürkütür bizi; zira kendimiz hakkında gen dönüşsüz bir şekilde karar verdiğimiz o hareketten daha basit ve daha korkunç bir şey yoktur. Tek bir anda bütün anları ortadan kaldırırız. Fakat palavracı iblisler olduğumuzdan sonumuzu erteleriz: Özgürlük gösterişinden, kibrimizin oyunundan nasıl vazgeçebilirdik ki?..


Bütün devrimler tiranlara karşı oldu ama hiçbiri tiranlığa karşı olmadı. / Emil Michel Cioran


Bütün ideolojilerin faciası, çelişkiye izin vermemelerindedir. Tutarlı olmak için yalan söylenir. / Emil Michel Cioran


Bir insanın başına gelebilecek en kötü şey 'doğmuş olmaktır; gerisiyse boştur. Bir kez doğduktan sonra ölüme doğru yol alıyor olmamızın hiçbir önemi yoktur. İnsan, doğduğu andan itibaren her şeyini yitirmiştir. Yaşamaksa sonucu belli olan bir savaşı sürdürmekten, yenilgiye yazgılı olduğumuz bir karmaşanın içinde bulunmaktan ibarettir. / Emil Michel Cioran


Her düşünce bastırılmış bir duygudan kaynaklanır. / Emil Michel Cioran


Sadece, canım isteyince ölmek elimde olduğu için yaşıyorum: İntihar fikri olmasa, kendimi çoktan öldürmüş olurdum. / Emil Michel Cioran


Mahvolmamış bir ruh mu? Her neredeyse bulunsa da tutanağa geçirilse; bilim, azizlik ve komedi tarafından zaptolunsa!


Zaman'ın cümlesinde, insanlar virgüller gibi yer alırlar; sense, onu durdurmak için, nokta olarak hareketsizleştin.


Bütün varlıklar mutsuzdur; ama ne kadarı bunu bilir?


Yeşermesine adeta susadığımız hayal kırıklığı tohumlarını içimizde taşıyoruz.


Batı'yı seyreyleyin: bilgi, şerefsizlik ve uyuşuklukla dolup taşıyor. Haçlılar, şövalyeler, korsanlar meğer buna varmak içinmiş, bir görev yerine getirildiğinde kapılınan alıklığa... Roma, lejyonlarını geri çektiğinde, tarihten ve alacakaranlık derslerinden habersizdi. Bizim durumumuz hiç öyle değil. Tepemize ne karanlık bir Mesih inecek!


Bin yıllık savaşlar Batı'yı sağlamlaştırdı; yüz yıllık "psikoloji" ise can havline kaptırdı.


Bir adım geri durduğumuzda, ormanı seyretmek için ağaçları bir kenara ittiğimizde, ağaçların değersizliğiyle karşı karşıya kalırız… Daha fazla geri geldiğimizde, ormanı tamamen önemsiz buluveririz… Aynısı bu ülke, yeryüzü, güneş sistemi ve galaksi içinde geçerlidir… Bu evren o denli geniştir ki, biz bir kum taneciğinden daha ufak kalırız… En büyük problemlerimiz bizle birlikte hiçliğe karışır… Biz basitçe, Tanrıların oyuncaklarıyız, yine de Tanrılar oyunlarına bizi layık görmüyorlar bile.


Bütün devrimler tiranlara karşı oldu ama hiçbiri tiranlığa karşı olmadı.


Dalgınlıkla veya acemilikle, kim insanlığı ilerleyişi içinde birazcık durdurursa onun velinimeti olur.


Istırap arayışında, acıya canla başla sarılmada şehitle rekabete girebilecek pek kimse yoktur, kıskançtan başka… Oysa biri göklere çıkarılır, öteki alay konusu yapılır.


İnsan türü ancak kendini mahvedene hayran olur.


Sadece bir kere bile sebepsiz yere hüzünlendiysen, bütün hayatın boyunca bilmeden öyle hüzünleneceksin demektir.


En büyük zalimler kafası kesilmemiş mazlumlar arasından çıkar.


Her düşünce bastırılmış bir duygudan kaynaklanır.


Sadece,canım isteyince ölmek elimde olduğu için yaşıyorum: İntihar fikri olmasa, kendimi çoktan öldürmüş olurdum.


Ne Garip, İnsan türü ancak kendini mahvedene aşık olur.


Etrafımıza saçtığımız kelimeler oranında ölürüz. Konuşanların sırrı yoktur. Ve hepimiz konuşuruz. Kendimize ihanet eder, kalbimizi teşhir ederiz; her birimiz dile gelmezliğin celladıyızdır; her birimiz sırları, en başta da kendi sırlarımızı yok etmek için yırtınırız.


Yaşamı tutkuyla sevenler dışındakilere ölüm hiçbir anlam ifade etmez. Ayrılacağı bir şeyi olmayan biri nasıl ölebilir ki? Ayrılık hem yaşamın hem de ölümün olumsuzlanmasıdır.


Sadece,canım isteyince ölmek elimde olduğu için yaşıyorum: İntihar fikri olmasa, kendimi çoktan öldürmüş olurdum. Emil Michel Cioran


Gerçek yurtsever, ülkesindeki insanların büyük çoğunluğunun ölmesini isteyendir. Emil Michel Cioran


İçimizde doğan her fikirle içimizdeki birşeyler çürür. Emil Michel Cioran


Modern olmak çaresizlik içinde şunun bunun ucundan tutmaktır. Emil Michel Cioran


Bir varlığın gücü hangi noktada yalnız olduğunu bilme imkânsızlığında yatar.


Biçim açısından yüzeysel olmak, derin olmaktan daha zordur. İlk olarak, birçok bilgi gerekir; ikinci olaraksa; yeteneklerin basit bir uyumsuzluğu. Kültür küçük farktır: derinlik ve yoğunluk. Yapay bir ölçünün bulunmadığı insan zekâsı gerçekliğin ayakları altında çiğnenir. Bu barbarlığın başka bir tarzıdır.


Başkalarının omuzlarını basarak yükselen bir insan, aşağıdakilerden daha az özgürdür: yeteneklerine ve ihtiraslarına perçinlenmiş, yetilerinin esiri olmuştur; masraflarını başkalarından çıkarır, selameti pahasına onlara değer verir. Biri ya da bir şey olma mecburiyetindeki kimse özgür olmamıştır.


Fikirlerimize her şey zulmeder, başta beynimiz.


Sadece, canım isteyince ölmek elimde olduğu için yaşıyorum: İntihar fikri olmasa, kendimi çoktan öldürmüş olurdum.


Gülmek bir za­ferdir; yaşam ve ölüm karşısında tek hakiki zaferdir. İkisi de aşağı­lık bir gösteri sunarlar.


Zihnin sefaleti olan ifade sefaleti, kelimelerin yoksulluğunda, tükenmeleri ve değersizleşmelerinde gösterir kendini.


Vaktiyle bir "benliğim" vardı; artık sadece bir nesneyim...


Ne zaman inançlı birine rastlasam, ruhunun hangi kusuru, hangi çatlağı ona bu inançları kazandırdı diye sorarım.


Hâlbuki gözlerin işlevi görmek değil ağlamaktır; gerçekten görmek için de gözlerimizi kapatmamız gerekir: Vecdin şartıdır bu, gönül gözüyle yegâne görüşün; ...


"Benle bir daha hiç karşılaşmayacağım,"


Hayat bize hiç nasip olmadı.


Altında doğduğum yıldıza hepten lânet olsun; onu hiçbir gökyüzü korumasın, şerefsiz bir toz yığını gibi mekânın içinde ufalansın!


Bir adım geri durduğumuzda, ormanı seyretmek için ağaçları bir kenara ittiğimizde, ağaçların değersizliğiyle karşı karşıya kalırız. Daha fazla geri geldiğimizde, ormanı tamamen önemsiz buluveririz. Aynısı bu ülke, yeryüzü, güneş sistemi ve galaksi içinde geçerlidir. Bu evren o denli geniştir ki, biz bir kum taneciğinden daha ufak kalırız. En büyük problemlerimiz bizle birlikte hiçliğe karışır. Biz basitçe, Tanrıların oyuncaklarıyız, yine de Tanrılar oyunlarına bizi layık görmüyorlar bile. / Emil Michel Cioran


Ne zaman yaşlanırız? Düşmanlarımızı seçmeyi bırakıp elimizin altındakilerle yetinmeye başladığımız zaman / Emil Michel Cioran


Hayatın içinde yer alan her şey, hem gerçek anlamda hem mecazi anlamda, dengesizdir. / Emil Michel Cioran


Hayatın içinde yer alan her şey, hem gerçek anlamda hem mecazi anlamda, dengesizdir.


Her varlık başka bir varlığın can çekişmesiyle beslenir.


Her düşünce bastırılmış bir duygudan kaynaklanır.


Mutsuzluğunu sev, mutluluğundan iğren. Her şey birbirine karışır. Tüm kazanımlar birer kayıp, tüm kayıplar birer kazanım haline gelir.


Keşke dalgın olabilseydim, o zaman düşüncelerim kederlerimden kopardı.


Kendini çekilmez kılmayı bilmeyen kimse yalnızlığına göz kulak olamaz.


Her yerde olma avantajının sefasını süren Tanrı değil ‘acı’dır.

Emoji ile Tepki Ver

0

0

0

0

0

Yorum Bırak

Güvenlik Kodu

Yorumlar


Henüz hiç yorum yapılmamış!