Dücane Cündioğlu Sözleri - En Güzel Dücane Cündioğlu Sözleri

header-ad

Güzel Sözler Ara


Dücane Cündioğlu Sözleri

Dücane Cündioğlu Sözleri

Ülkemizin yazarlarından biri olan Dücane Cündioğlu'nun söylemiş olduğu Sözlere sitemizden göz atabilirsiniz.

Sayfa İçeriği: Dücane Cündioğlu Sözleri, Dücane Cündioğlu Sözleri Twitter, En Güzel Dücane Cündioğlu Sözleri, Dücane Cündioğlu Sözleri 2020, Dücane Cündioğlu Sözleri Facebook, Dücane Cündioğlu Aşk Sözleri

1970'li yıllarda siyasi olaylardan ötürü cezaevine girmiş olan düşünür ve aynı zamanda yazar olan Dücane Cündioğlu Sözlerini hazır ettik. Twitter, İnstagram gibi hesaplarınızdan En Güzel Dücane Cündioğlu Sözlerini paylaşabilirsiniz.

Dücane Cündioğlu Sözleri

Editörün Seçimi: En iyi bildiğim iştir yalnız kalmak. İnsanlar  ile temas ya beni incitiyor ya d onları. (Dücane Cündioğlu)


Başörtülü kız öğrenciler, özellikle çarşaflı müslüman hanımlar için kullanılan ‘kara kargalar’, ‘kara fatmalar’, ‘mor patlıcanlar’ ‘öcü kılıklılar’ gibi tabirler, işte o dönemin müşevveş zihinleri, haysiyetsiz kalemleri tarafından ortaya atıldı.


Farkında mısın, zaman geçiyor, sen geçiyorsun, hakikat geçiyor. / Dücane Cündioğlu


Yaşamı boyunca herkes ‘birini’ bulur, ama 'birbirini’ bulmak çok az insana nasip olur.


Günümüz insanı için sadece 'bilmiyor' diyemeyiz; o artık bilmeyi de istemiyor. Hal böyle olunca, bu isteksiz insan, bilmediğini bilmek ister mi!


Bir dağın yer değiştirdiğini duyarsanız inanınız, ancak bir insanın huyunun değiştiğini duyarsanız asla inanmayınız, çünkü insan hep yaratıldığı hal üzeredir.


Hakikatten yana olacaksan yalnız kalmayı göze alacaksın. / Dücane Cündioğlu


Asıl marifet kalbin secdesidir, azaların secdesinden amaç kalbi secdeye davettir. Bak, kalbin hiç secde ediyor mu?


Rejim’in zorla ve yasaları kullanarak açtıramadığı başlar, bu sefer bazı din adamlarının ya da bağlılarının marifetiyle açtırılmak isteniyordu.


Müslüman, Rabbinin sözlerini eğip büker mi? Müslüman, kendisine hak gelmişken hakkı gizler mi?


Çoğu kimse düşünmek ile düşlemem arasındaki ince ayrımları önemsemeksizin bu sözcükleri kullanır.


“ Terk eylemeli ki kavuşmalı, kavuşabilmeli; hepsinden önemlisi Kur’an lisanıyla terk etmenin unutmak demek olduğunu hatırlanmalı.”


Söylemek , zor iş söylemek.Kişinin söylemediğinde ölebileceği şeyleri yoksa ,söylemese de olur.


"Kendilerini yolda bulanlar, yolda kendilerini bulanları öldürüyorlardı"


Yanlışın yaygınlığı onu doğru hale getirmez.


Ne garip değil mi, insanoğlunun kendini özleyebilmesi için ayrı kalması yetmiyor, ayrı kaldığını fark etmesi de gerekiyor!


İnsan ifade özgürlüğü sayesinde değil, irade özgürlüğü sayesinde insandır. / Dücane Cündioğlu


Bil ki nezaket başkasını rahatsız etmemek değil, asıl başkası için rahatsızlık duymaktır. / Dücane Cündioğlu


Bazı fiillerin her iki hali de güzeldir: sevmek-sevilmek hatırlamak-hatırlanmak bağışlamak-bağışlanmak güç olan ilkiyle yetinmektir. / Dücane Cündioğlu


Miraç insanın dışarıda maddi bir semaya değil, kendi manevi semasına yükselmesidir. Taşraya gözlerini kapamazsan kendini göremezsin! / Dücane Cündioğlu


İnsanların en çok korktuğu şey belirsizliktir, özellikle aptalların. / Dücane Cündioğlu


Düşünceyi düşüncesizlikle yenemezsin, ilim gerek! Kanı kanla yıkayamazsın, irfan gerek! Umudu baskıyla yok edemezsin, adalet gerek! / Dücane Cündioğlu


Evlilik akitle, aşk ahitle geçerlilik kazanır. Akit tanık, rıza, onay ister, ahit istemez, ahde vefa edecek bir yürek olsa kafidir.


Kalbin dişisi erkeği olmaz. İnsan insanı insanda tanır.


Üçünün de gözü kördür: talih’in, ölüm’ün, aşk’ın.


İktidara yürüyüş yürek (samimiyet) ile olur... İktidarda kalış akıl (itidal) ile...İktidardan düşüş küstahlık (kibir) ile..


Değerinin kaynağı hangisi? Şöhret: Halkın sana verdiği değer. İtibar: Seçkinlerin sana verdiği değer. Haysiyet: Senin sana verdiğin değer.


Siyasette esas olan "ikna"dır, hukukta "isbat", felsefede "hakikat". İsbat karşısında iknanın, hakikat karşısında isbatın bir değeri yoktur!


"Abdal" olan "aptal" olanı bağışlar. Bu dervişliğin şanındandır.


Düşüşlerin yolda oluşunun alameti.
Düşe kalka yürüyüşünün.
İnsan oluşunun.
Düşmekten korkmamalısın o halde.
Korkacaksan ayağa kalkamamaktan kork.


Masumiyet senin kârın değil.
Sen insansın!


Yalnızlık... ayrılığın yitimi... âdeta vuslat... kişinin kendisine kavuşması... ışkın ve aşkın ta kendisi... bir tür cinnet sayılması da bundan..


Kelebeğin mumun ateşinde yanması yanmayı beceremeyenler için bir teselli kaynağı değildir, sadece imrenilesidir.
Isınmak için değil, ışıtmak için yanar kelebekler. Çığlık atmadan sessizce kavrulurlar yarin ateşinde..


Ayrıntı deyip geçmemeli. İrfan'ın ayrıntısı insandır. Sanatın ve ilhamın.


İdrakine varılmamış bir yalnızlık hakkında konuşabilirsin ama yalnızlığının idrakine varırsan sükût etmekten başka çaren kalmaz.


Büyük bir kayıp yaşamadan irfan bulunmaz, kibirden uzaklaşılmaz.


Başkalarıyla arandaki mesafeyi boş ver de bak bakalım kendinle arandaki mesafe nicedir?


Bir varmış bir yokmuş. Masal gibi sanki. Hem lâ hem illâ imiş Hakikat. Önce yok demeyi bilmekmiş Edeb. Anladım bezm-i elestin sırrını. Benim ilk günahımmış illâ, Lâ benim son günahım!


Dünya insana kendini unutturur; insan kendisini fark ettiğinde ise dünyayı unutur. Çünkü insan nisyanla maluldür. Fakat umumiyetle kendisini unutur. Dünyaya dalar ve kendisini unuttuğu için başkalarına koşar.


Düşünün bir kere, ölüm olmasaydı bu hayat ne de çekilmez olurdu!


Kararsızlık bir tür yargısızlıktır.Bu yüzden şekk yargıda bulunmayanın degil,bulunamayanın hâlidir.


“O ‘Aşk olsun!’ dedi ve aşk... oldu; sonra ‘Olmak ölmektir!’ deyip hemen ardından ekledi: ‘ Ölmek özgürleşmektir!’
Ve derken eski bir sual yerini buldu: ‘Siz hiç öldünüz mü?’


“Terk etmek unutmaktır, unutmak ise terk etmek! Terk edenler unutanlardır; sadece unutanlar mı, aynı zamanda unutulanlardır da. Seni görmekten vazgeçenlerdir, senin karşısına çıkmaktan korkanlardır, sensiz kalmayı göze alamadıkları için senden olanlardır.”


“Öyle ya, aşk almadan vermenin, verdikçe Yücelmenin, yaşamak için vermeyi ibadet bilmenin adı değil mi?”


“ O halde ilmi de, aşkı da çoğaltmak yerine artırmalı, vakit geçirmeden kişi kendini kendi elleriyle kendi toprağa vermeli!”


Modern hayat insanı hakikat ummanından hayretlere garkolmaktan alıkoyuyor.


Kimse sana sende olmayanı veremez; 
bu nedenle sen sende olanı bulmalı, 
bulman gerekeni sen kendinde aramalısın.


"Bütün mücadelemiz kendimizi aramaktır, kendimizi aramakladır. Kendini bulanlar, kendini bilenler, kendine kavuşanlar ne yazık ki azınlıktadır."


Kötülük düşünülerek yapılır, iyilik hissedilerek. Dolayısıyla iyilik anidir, o, bir anda hissedilir, duyulur ve o an içinde harekete geçer. Kötülük ise böyle değildir; zaman ister, hesap ister, bir süreç içinde vuku bulmak ister. O halde iyilik bir anda, kötülük ise bir süreç içerisinde gerçekleşen eylemin adıdır. / Dücane Cündioğlu


Güzel deyince aptalın aklına kadın gelir, kadın deyince abdalın aklına güzel. / Dücane Cündioğlu


Ömrüm 'memleket yıkılıyor' teranesini dinlemekle geçti, memleket filan yıkılmadı ama nedense yıkılan hep memleketin çocukları oldu. / Dücane Cündioğlu


Kendisine bir neden (anlam) icad etmedikçe, insan, varoluşun ödül mü, ceza mı olduğu sorusuna yanıt veremez. / Dücane Cündioğlu


Değişmez yasadır, sloganlar ve klişeler güçlendikçe zeka geriler, değerler aşınır. / Dücane Cündioğlu


Bil ki ey talib, insan kendisiyle yüzleşmek istemez! Toplumlar da öyle. Gaflet sıcak mı sıcak ana kucağıdır bilincin. Haydi kapa gözlerini! Düş içinde düş gör! Ve fakat sakın düşünü kimseye anlatma! Allah korusun, belki bir nazar değer sana! / Dücane Cündioğlu


Bizim sadece hatırlamaya değil, unutmaya da ihtiyacımız var. / Dücane Cündioğlu


Bir varmış bir yokmuş. Masal gibi sanki. Hem lâ hem illâ imiş Hakikat. Önce yok demeyi bilmekmiş Edeb. Anladım bezm-i elestin sırrını. Benim ilk günahımmış illâ, Lâ benim son günahım! / Dücane Cündioğlu


Tevbe etmek demek ayağa kalkmak demek; her düşüşünde yeniden ayağa kalkmak. / Dücane Cündioğlu


İnsan olarak doğdum. Sonra Türk oldum. Sonra Müslüman. En son, ölmeden önce, yine insan olmak için çabalıyorum.


Ülke mahkeme salonu gibi, kimse eleştirmiyor; suçluyor (itham), açıklamıyor; savunuyor (müdafaa), tartışmıyor; yargılıyor (infaz).


Ne zaman okumak için elime bir kitap alsam tüm sıkıntılarım birazdan sona erecekmiş gibi gelir.


Ne yapalım yani, bu dünyanın gerçekleri varsa bizim de hayallerimiz var.


Filozof bildikçe ölür, derviş öldükçe bilir.


Seni senden uzaklaştıran ne varsa ondan uzaklaş!


Adam olmanın sermayesi hüzündür.


"Ol mahiler derya içredirler, deryayı bilmezler."


“Sözcük hazinemiz ne kadar zenginse, düşüncelerimiz de o kadar zengindir.”


Düşünce, düşülünce, yani kişi düşünmenin yurdundan ayrılıp sözcüklerin içine düşünce, faide ve istifade için ifadenin aracılığına başvurmak zaruretini hissedince, bir bakıma yola düşünce, yola çıkınca, kendi öz makamından daha aşağılara düşünce düşlenir.


"...Aşk vücudu baki kılmak için çırpınanların değil, vücudu fani kılmak için çabalayanların mesleği..."


Yaşamında yeni bir sayfa açmayı beceremeyenlerin en büyük hatası budur işte! Geçmişlerinden ötürü bütün hayatlarını mahvetmeye çalışanların, nasıl tevbe edeceklerini bilmeyenlerin? İşlenen günahların ceremesini bütün hayata ödetmek!


Bile isteye yaşama yenilmeden yaşamın kendisini yenemeyiz. Yaşam düşkünlüğü yaşamı ıskalamanın ta kendisidir çünkü.


Sıradan insanların şaşkınlığı da sıradandır; hem de geçici olduğu ölçüde sıradan..


Aşk almadan vermenin verdikçe yücelmenin yaşamak için vermeyi ibadet bilmenin adı değil mi?


Çatışma bitmeyecek, çünkü dindarlar kadar günahkârlar da, dinciler kadar dinsizler de mükemmelci. Mükemmeliyetçi. Baksanıza, hiçbiri kusurlarımızı hoş görmüyor. Bizim kusurlarımızı. İnsanın kusurlarını. Karşıtlarının kusurunu. Sanki her biri bir tanrı. Mini minnacık. Etten kemikten yapılmış olduklarını unutan hatasız, kusursuz, eksiksiz birer tanrı. Tekemmül etmiş tanrıcıklar. Hem de her yerde. Seçilmeden önce, seçilirken, seçildikten sonra. Tanrıcıklar.


Bir psikiyatrisin vazifesi uyuşturmak değildir. Derdi diri tutmak ve o dertle yüzleşebilmesini baş edebilmesini sağlamaktır. Onu By Pass etmek, örtmek değildir.


Yeme-içme orucu tutmak kolay, fakat kibir hased, nefret, intikam, öfke ve şiddet orucu tutmak çok zor.


Öğrenilmiş hakikatlerin, hakikat olup olmadığından kuşku duymaktır irfan.

Emoji ile Tepki Ver

0

0

0

0

0

Yorum Bırak

Güvenlik Kodu

Yorumlar


Henüz hiç yorum yapılmamış!