Charles Baudelaire Sözleri - Charles Baudelaire Şiirleri

header-ad

Güzel Sözler Ara


Charles Baudelaire Sözleri

Charles Baudelaire Sözleri

Fransız asıllı şair olan ve aynı anda eleştirmen ve deneme yazarı olan Charles Baudelaire Sözlerini sitemizden okuyabilirsiniz.

Sayfa İçeriği: Charles Baudelaire Sözleri, Charles Baudelaire Aşk Sözleri, Charles Baudelaire Sözleri 2020, Charles Baudelaire Şiirleri, Özlü Charles Baudelaire Sözleri, En Güzel Charles Baudelaire Sözleri

19. yüzyılda yaşamış olan Fransa doğumlu şair Charles Baudelaire Sözleri bu sayfamızda yer almaktadır. Charles Baudelaire Şiirleri arasından beğendiklerinizi sosyal medya hesaplarınızdan paylaşabilirsiniz.

Charles Baudelaire Sözleri

Editörün Seçimi: İşini erteleyen insan, işinin hiçbir zaman yapılmaması riskine giren insandırr. (Charles Baudelaire)


Özgür insan, seveceksin denizi hep sen!
Deniz aynan senin; ruhunu seyredersin


Kimi insanlar vardır, hep seyirci kalırlar.


Her nerede değilsem, orada mutlu olacakmışım gibi gelir. / Charles Baudelaire


Uyarıyorum: esrar eyleme uygun değildir. Şarap gibi sakinleştirmez, sadece kullanıldığı güncel ortamlarda insanın kişiliğini sınırlarına itmekten başka bir şey yapmaz.


Soyunmuştu bir tanem, tek kalan şey teninde
Gözalıcı takılar, çünkü beni tanırdı,
Üstünde kölelerin özgürlük günlerinde
Taşıdığı alnı dik, fatih havası vardı.


Bu yaşam her hastası yatak değiştirme saplantısına kapılmış bir hastanedir.


Şeytanın en büyük hilesi, var olmadığına dair seni ikna etmesidir.


Başlamaya cesaret edilemeyen iş dışında hiçbir iş uzun değildir. İş böyle kabusa dönüşür.


Bu yaşam, her hastanın yatak değiştirme tutkusuna kapıldığı bir hastanedir. Kimi acısını soba karşısında çekmek ister, kimi pencere kıyısında iyileşeceğini sanır. Bana kalırsa, hep bulunmadığım yerde rahat edeceğimi sanırım.


Bu dünya her hastası yatak değiştirme saplantısına kapılmış bir hastanedir.


Başlamaya cesaret edilemeyen iş dışında hiçbir iş uzun değildir. İş böyle kabusa dönüşür.


Bir ben kederliydim, olmayacak gibi kederli.


Mutsuz bir kadın, burası kesin.


Ölümden daha tatlı bir uykuya varsam!
Uyuyuversem! Benim neyime yaşamak.


İnsanlık yükseliyor ve iyilik yapmak için ne kadar güce sahip olmuşsa, kötülük yapmak için de o kadar güce sahip oluyor.


Yalnızlığını kalabalıkla doldurmasını bilmeyen kişi, telaşlı bir kalabalık içinde yalnız olmasını da bilmez.


Çocuk gürültücüdür, bencildir, ne sevecenlik bilir, ne sabır; salt hayvan gibi, köpek gibi, kedi gibidir, yalnız acılara sırdaş bile olamaz.


Ruh ne denli hırslı, ne denli inceyse, düşler de gerçekleşebilecek olandan o denli uzaklaşır.


Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken zamanın korkunç ağırlığını duymamak için durmamacasına sarhoş olmalısınız.


Yaşam, toprağı sürülmemiş, inişli çıkışlı bir ova gibi görünüyordu gözüne,"Beni aklın ve gerçeğin, tohumlarıyla döllendırin, bire yüz ürün veririm size!"


Her hastanın yatak değiştirme tutkusuna kapıldığı bir hastanedir bu yaşam. Kimi soba karşısında çekmek ister acısını, kimi pencere kıyısında iyileşeceğini sanır. Bana gelince, hep bulunmadığım yerde rahat edeceğimi sanırım. / Charles Baudelaire


Bugün herkes hükmetme sevdasına tutulduğu için kimse kendini yönetmeyi bilmiyor. / Charles Baudelaire


Her hastanın yatak değiştirme tutkusuna kapıldığı bir hastanedir bu yaşam. Kimi soba karşısında çekmek ister açısını, kimi pencere kıyısında iyileşeceğini sanır. / Charles Baudelaire


Her insanda, her zaman, eşzamanlı iki eğilim vardır; biri tanrı'ya, öteki şeytan'a doğru. / Charles Baudelaire


Şarap fiziksel bir destektir, esrar intihar silahıdır.


“Zamanın korkunç eziyetlerle şehit ettiği köleleri olmamak için hiç durmadan sarhoş olun! Şarapla, şiirle veya erdemle; neyle isterseniz.”


Esrarın olanca gücüyle tam etkisini gösterebilmesi için onu çok sıcak siyah kahve içinde sulandırmanız ve aç karnınıza almanız gerek.


Takıların alaycı sesinde raks ederken
Madenler ve taşlarla ışıklanan şu dünya
Coşturur yüreğimi, dehşetli düşkünüm ben
Sesin ışıkla hemhal olduğu eşyalara.


Bırakmıştı kendini koynuna sevgilerin,
Süzüyordu divandan o gülen bakışları
Bir deniz kadar tatlı, bir deniz kadar derin
Kıyıya çarpar gibi ona vuran aşkımı.


Bir sanatçı ancak iki niteliğini hiç bir biçimde göz ardı etmiyorsa sanatçıdır. Bu iki nitelik , aynı anda hem kendisi hem de bir başkası olabilme gücüdür.


Her hastanın yatak değiştirme tutkusuna kapıldığı bir hastanedir bu yaşam. Kimi soba karşısında çekmek ister acısını, kimi pencere kıyısında iyileşeceğini sanır.


Güzel ve asil olan her şey mantık ve hesap ürünüdür.


Azar azar yapılanın dışında hiçbir şey yapılamaz.


Yaşamama, var olduğumu ve ne olduğumu duymama yardım ettikten sonra, dışımdaki gerçeğin ne olup ne olmadığı vız gelir bana.


Bir ben kederliydim, olmayacak gibi kederli.


Dışarıdan, açık bir pencereden içeriye bakan kişi, kapalı bir pencereye bakanın gördüğü kadarını göremez hiçbir zaman.


Her hastanın yatak değiştirme tutkusuna kapıldığı bir hastanedir bu yaşam. Kimi soba karşısında çekmek ister acısını, kimi pencere kıyısında iyileşeceğini sanır.


Nefret o kalpten bu geniş ve karanlık boşluğa.


Hiçbir şey bilmemek, hiçbir şey öğrenmemek,hiçbir şey duymamak,yalnızca uyumak, uyumak hep, bu gün tek dileğim bu.


Hep çiçek açmak isteyen ölümsüz yüreğin.


“En korkunç acılar sessiz acılardır...”


Tanrı'yı sevmek, ona inanmaktan daha zordur. Tersine, Şeytan'a inanmak onu sevmekten daha zordur.


Tanrı sevdiklerini yararsız okumalardan korusun!


''Çinliler saatin kaç olduğunu kedilerin gözlerinden anlarlar.''


Öyle mi! Bugün sizden neden nefret ettiğimi bilmek istiyorsunuz demek. Hiç kuşkusuz sizin anlamanız benim açıklamamdan daha güç olacak...


Aşk, bir rüya olmadığı gibi, memeye yapışmış açgözlü bir veledin gelişiyle yok olup gittiği için bir ideal de olamaz.


''Her nerede değilsem, orada mutlu olacakmışım gibi gelir.''


Tanrısal özünü, biçimini sakladım
Dağılan sevgilerimin!


Bilir misin pişmanlık, zehirli oklarına hedef alır kalbimizi...


... Korkunç severim ben.


Biricik sevdiğim, Sen, yalvarıyorum sana
Yüreğimin düştüğü uçurumun dibinden.
Bu dört yanı çepçevre kurşun kaplı bir evren,
Korku ve küfür yüzer gecesinde yan yana


''Sahip olunması zorunlu tek şey var: Ya doğuştan ince bir ruhtur bu, ya da bilim ve sanatlar tarafından inceltilmiş bir ruh?''


Kitap bir bahçedir, meyve bahçesi, bir hazine, bir davet, bu arada da bir şirkettir, bir danışman, danışmaların kalabalığıdır...


Her zaman bir şair ol... Düzyazıda bile...


Evet..! Zaman hüküm sürüyor; gene başladı zorba yönetimine. Sanki bir öküzmüşüm gibi sopasının iğnesiyle itiyor beni: "Deh, deh be eşşek..! Terle bakalım, tutsak..! Yaşa bakalım, cehennemlik..!"


''Al beni ey tren, götür beni ey gemi.. Uzaklara, gözyaşlarımızdan oldu buradaki çamur...''


"İçen adamın neşesine hiçbir şey denk olamaz, içilen şarabın verdiği neşe dışında."


Tanrı sevdiği kullarını faydasız kitaplardan korusun.


Her zaman sarhoş olmak gerek. Her şey burada: tek soru bu. Sizi omuzlarınızdan tutup sarsan ve toprağa doğru fırlatan zamanın korkunç ağırlığını sırtınızda hissetmemek için kendinizi aralıksız bir şekilde sarhoş etmeniz gerek.


Gülüşlerin ile, o alaycı,
Beni üzüyorsun, esmerim, ve
Koyuyorsun kalbim üzerine
Gözünü ay gibi, öyle tatlı.


Seninle şifa bulan ruhumda,
Şendendir renk ve şendendir ışık!
Ey patlamaya hazır sıcaklık
Benim o kapkara Sibirya’mda!


Ey çığ, düşerken alıp götürür müsün beni?


Ölüm, ey koca kaptan, yelken acalim artık!
Sıkıldık bu ülkeden artık. Ölüm tutalım yolu!
Gök, deniz varsın olsun katran gibi karanlık.
Yüreklerimiz, bilirsin, ışıklarla dolu!


Gel, güzel kedim, aşk kalbimin üstüne gel;
Şu tırnaklarını da içeri çek,
Maden ve akik alaşımı gözlerine, bir yol,
Tatlı gözlerine dalayım, bırak.


Tepeden tırnağa sevimli, ince
Bir hava, tehlikeli bir koku yüzüyor
Esmer teninin yöresinde.


Dünyada her şey yalan,
Üstü ne çok örtülse de bencilliğimizin
Sırıtır bir aradan.


En korkunç acılar sessiz çekilen acılardır.


Takılıp sözcüklere sokakta sürçer gibi,
Çok zaman düşlenmiş dizelere çarpıp kimi.


Anlarsınız ki sonsuzluk bir dakika sürmüştür.


Ozan şu benzersiz ayrıcalığın, gönlü istedi mi kendi kendisi, istemedi mi başkası olabilmenin tadını çıkarır. Diledi mi herkesin kişiliğine bürünür, kendilerine bir beden arayan, başıboş ruhlar gibi. Yalnız ona açıktır her şey; kimi yerlerin ona kapalı gibi görünmesiyse, onun için girmek çabasına değmediklerindendir.


Düşler! Hep düşler! Ruh ne denli hırslı, ne denli inceyse, düşler de gerçekleşebilecek olandan o denli uzaklaşır. Her insan kendine yetecek ölçüde afyon taşır içinde, durmamacasına yenilenen bir afyon.


Üstünde göllerin, üstünde vadilerin,
Dağların, ormanların, bulutların, denizlerin,
Ötesinde güneşin, büyülü atmosferin,
Ötesinde bir yerde yıldızlı kürelerin.
Ruhum, sen ki yerinde duramazsın,
Ve usta bir yüzücü gibi dalgalarla oynaşan
İzler bırakırsın pür neşe sonsuz derinlikte

Emoji ile Tepki Ver

0

0

0

0

0

Yorum Bırak

Güvenlik Kodu

Yorumlar


Henüz hiç yorum yapılmamış!