Cemil Meriç Sözleri

Sayfa İçeriği: Cemil Meriç Sözleri, Anlamlı Cemil Meriç Sözleri, Duygusal Cemil Meriç Sözleri, Cemil Meriç Sözleri Facebook, Kısa Cemil Meriç Sözleri, Cemil Meriç Sözleri 2019, Cemil Meriç Sözleri

1987 yılında İstanbul'da hayatını yitiren, en önemli Türk yazarlarımızan olan Cemil Meriç'i saygı ile yâd ediyoruz. Cemil Meriç sözlerini bu güzel sözler sayfamızın altından irdeleyebilirsiniz.

Cemil Meriç Sözleri

Editör Seçimi: Aydın olmak için önce insan olmak lazımdır. İnsan, mukaddesi olandır. (Cemil Meriç)


 Duygunun asaleti, kuvvet ve isabetindedir.


İnsanlar sevilmek için yaratıldılar. Eşyalar ise kullanılmak için. Dünyadaki kaosun nedeni; eşyaların sevilmeleri ve insanların kullanılmasıdır.


Neredesin, yanan alnımı müşfik avuçlarında dinlendirecek meçhul dost?


AydınIarın aydınIatmadığı haIkı, soytarıIar aIdatır.


Asya’nın bütün evlatları içinde batı’nın ilk benimsediği: zerdüst.


Kendini tanımak, marifetlerin marifeti.


Bilgi, sonu gelmeyecek olan bir fetihtir.


Anlamak için sevmek lazım.


Yığın düşünmez, maruz kalır.


Ormanı görmedin. ağacı görmedin. rüzgârin önüne savurduğu birkaç kuru yaprağı insan zekasının bütünü sanı.


Aldatmayan tek sevgili var dünyada: mutlak güzel.


“Kitap bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım. Ve kitaplardaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim.”


Birçok kitapları, okumuş olmak, hatta okunmuş görünmek için okuruz.


Kitaba harcadığımız parayı, atlar için harcadığımızla kıyaslarsak, yerin dibine girmemiz gerekmez mi? Kitap sevene kitap delisi diyoruz. Kimseye at delisi dediğimiz yok. Kitap yüzünden sefalete düşen görülmemiş. At uğrunda iflas eden edene.


Duyguları kapıda bekletiyorum. 
İçerde yabancılar var.


Yaprak ağaçtan düşünce, rüzgarın oyuncağı olurmuş.


Yürümesini bilmeyenler, koşanlara kızarlar.


Dante cehennemi anlayamamış dostum. Cehennem hatıraların küllenmesi, ümitlerin susması. Cehennem haykıramamak, ağlayamamak.


Cemiyet bir sümüklüböcek gibi ezer seni, zırhlı değilsen.


Kelime leşleriyle dolu bir kafatası, hora tepen mefhumlar; kaypak, insicamsız ve ipliği kopmuş tespih taneleri gibi her biri bir tarafa dağılıveren kelimeler…


Gerçek hükümdarIar, ebedi hükümrandırIar. HazineIeri yağma ediIdikçe zenginIeşirIer.


Artık herhangi bir hayaIe kucak açamayacak kadar yorgunum.


Nereye gidersen git, buIacağın aydınIık, zihninin aydınIığı kadar oIacaktır.


Kendi gerçeğimizi kendi keIimeIerimizIe anIayıp anIatmak, her namusIu yazarın vicdan borcu.


Sol ve sağ. çılgın sevgilerin ve şuursuz kinlerin emzirdiği iki ifrit.


Polemik zekaların savaşıymış. Zekalar birbiriyle savaşmaz. Kinlerin, peşin hükümlerin, gizli çıkarların savaşı, polemik. Eski bir inancı yok etmek isteyen yeni bir düşüncenin savaşı. Ve her mübariz kendi cephesinde muzaffer.


Savaş bir irşat. Savaş, ışıkla karanlığın diyaloğu. Düşman, gözü bağlı olandır.


Okumak, iki ruh arasında âsıkane bir mülâkattır.


İnsan hafızasının gücü nisbetinde acı çeker.


Zulmün karşısında tarafsızlık, namussuzluktur.


İzm’ler idraklerimize giydirdiğimiz deli gömlekleridir.


Hangi beste sözün musikisiyle, sözün füsunuyla boy ölçüşebilir.


Gençliğim ahlaksız bir vadide akan başıboş bir ırmaktı.


Meçhule açılan bir kapıdır kitap. Meçhule, yani masala, esrara, sonsuza.


Denize atılan bir şişe her kitap. Asırlar, kumsalda oynayan birer çocuk. İçine gönlünü boşalttığın şişeyi belki açarlar, belki açmazlar.


Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir.


Size rastladığım zaman yorgundum ve arıyordum.
Beklenileni ve ümit edilmeyeni.


İnsanı cemiyet yaratır. Hangi cemiyet? İnsan cemiyetle tam bir uyum halinde olduğu zaman tarihi yoktur; doğar, yaşar, ölür. Tarihi yaratan, fertle kalabalık arasındaki anlaşmazlık... Fert cemiyetle kaynaştığı zaman tarihi yoktur


Sessiz, uyuşuk, kendi kendine yeten bir hayat. Ve ebediyete yönelen bir ihtiras, ebediyete ve kainata. Kelimeler dünyasının sultanı olmak, zindanımda, hayır fildişi kulemde, sanatın ve düşüncenin gökdelenlerini inşa etmek.. Kader buna imkan vermedi. Nemezis'in parmakları gözlerime uzandı.


Aydın, kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi.


Bu çökmeye hazır medeniyet üç sütun üzerinde duruyor; süngü, açlık, fuhuş


Aydın olmak için önce insan olmak lâzim. İnsan mukaddesi olandır. İnsan hırlaşmaz, konuşur, maruz kalmaz, seçer . Aydın kendi kafasıyla düşünen, kendi gönlüyle hisseden kişi. Aydını yapan; ‘uyanık bir şuur, tetikte bir dikkat ve hakikatin bütününü kucaklamaya çalışan bir tecessus..


Birbirini bütün tedaileriyle karşılayan iki kelimeye ne aynı dilde rastlarsınız ne iki ayrı dilde.

 
Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara, ve kulağına: “Hayır delikanlı”, diye fısıldadılar, “sen bir az–gelişmişsin.


Her kavganın ezelî mazereti: son kavga olmak.


Seni kafamdan koparıp atamadım. 
Kafamdan ve gönlümden. 
Bazen bir utanç gibi içimdesin. 
Bazen bir zafer gibi. 
Ama hatıran hep buruk, hep yaralayıcı.


"İnsanlar kırıcıydı kitaplara kaçtım. "


Toprak olmak. Bağrında çiçeklerin yükseldiği bir toprak ve çiçeklerde yaşamak…


Oyuncak değiştiren çocuk daima daha kötü, daha hantal, daha tehlikeli oyuncaklar peşinde.


Bana öyle geliyor ki, kapakları açılmış bir baraj gibi kelimeler boşanacak içimden. Günlerce, aylarca. Ama bu kelimelerin hangi düşünce çarklarını döndüreceği belli değil.


En acı hatıralar kelimeleşince nasıl bayağılaşıyor.


BiIgi, sonu geImeyecek oIan bir fetihtir.


Yığın düşünmez, maruz kaIır.


Dahi, münzevi bir yıIdız; anasız doğan çocuk, anasız doğan ve zürriyetsiz öIen. Zirveden zirveye akseden şarkı.


Düşünce şüpheyIe başIar. Düşünce, tezatIarıyIa bütündür. Zıt fikirIere kuIakIarımızı tıkamak, kendimizi hataya mahkûm etmek değiI midir?


Kültür, homo ekonomikus’un kanlı fetihlerini gizlemeye çalışan birer şal.


Kahramanlık, hatada ısrar etmemektir.


Her çağ kendi kelimelerini söyletmiş kelimeye; her demagog kendi yalanlarını.


Ortada bir pasta var saģdan yiyene sağcı soldan yiyene solcu demişler.


Düşüncenin kuduz köpek gibi kovalandığı bu ülkede bilim adamı nasıl çıkar?


Olimpos dağının çocukları, Hira dağının evlatlarını asla kabullenemeyecektir.


Münakaşada zaferi mağlup olanındır, yenilmek zenginleşmektir... Münakaşa hakikati birlikte aramaktır.


Kamus, bir milletin hafızası, yani kendisi; heyecanıyla, hassasiyetiyle, şuuruyla. Kamusa uzanan el namusa uzanmıştır.


Sen de Yorum Yap veya Sözünü Yaz