Cahit Zarifoğlu Sözleri

Sayfa İçeriği: Cahit Zarifoğlu Sözleri, Cahit Zarifoğlu Şiirleri, Kısa Cahit Zarifoğlu Sözleri, Cahit Zarifoğlu Aşk Sözleri, Anlamlı Cahit Zarifoğlu Sözleri, Cahit Zarifoğlu Sözleri Twitter

En önemli yazarlarımızdan ve şairlerimizden biri olan Cahit Zarifoğlu'na ait sözleri ve şiirleri bu yazımızdan ulaşabilirsiniz. Siz de beğendiğiniz sözleri sosyal medya hesaplarınızdan paylaşabilirsiniz.

Cahit Zarifoğlu Sözleri

Editör Seçimi: Bize sözlerimizden çok yüreğimizden anlayan gerek. (Cahit Zarifoğlu)


 Ben onunla içimden konuşuyordum.


Sen dağ gibi kurul ben zerre bir yer tutayım.


Gelecektim ama daha kötü bir hatıram olsun istemedim.


Gökyüzüne bakmayanların kalbi, daha çabuk kirlenir.


Nereye kadar kendinden kaçabilirsin? Ya bir daha geri dönemezsen. / Cahit Zarifoğlu 


İnsana imtihan olarak özlemek yeter! Bir şehri. Bir sesi. Bir nefesi. 


Dedi ki; sen şairsin elindeki bu taş ne?
Dedim ki; şair aşka boyun eğer, zulme değil!Cahit Zarifoğlu


Az ağlıyoruz.
Dünya bu yüzden bu kadar kirli.


“On yıllardır sırtımızda İslâm dışı bir düzenin kamburunu taşıyoruz. Düşmanlarımız ise bizim bu mutsuzluğumuzun üzerinde hora tepiyor. Artık kendimize gelelim. İşe evimizden başlayarak kendimize gelelim.”


Şöyle olmuş: Ben sen demişim, sense sen


Şöyle irice bir kelime bul ok atsın yüreğime.


Ne çok acı var.


Her fikrin karşılığı bir duygu vardır.


Düştümse sana bakarken düştüm.


Dedi ki; sen şairsin elindeki bu taş ne?, Dedim ki; şair aşka boyun eğer, zulme değil!


Ayrılıkla başım belada gözlerini çevir gözlerime yoksa ben sensiz bu sessizlikle. Deli gibiyim sensiz bu sensizlikle.


Değil mi ki, kavuşmalarımız topal. Ayrılıklarımız koşar adım.


Az az ölüyoruz her gün yağmurdan, havadan bahseder gibi.


Hayır kalbim yorulmadım hayır hayır yıkıl daha.


Evet, hatırladım küçük basit şeyler yetiyor kederlenmeye. Ya mutluluğa?


Pencereden bakınca toprak ve ağaç görünmeli. Hava tertemizdir, yakınlarda sağlıklı bir dere akmaktadır. İnsan; tabiattaki insan ve eşya dengesine bakarak ve inanç içinde yastığa başını emniyetle koyar. Orada kader rahatsızlık vermez. Tabiata yakın olmakta kabusu dağıtıcı bir güç bulunuyor.


Anladım ki kalbimi kendi gövdemde taşımıyorum, tersine onu ağır ağır ürperen suları üzerinde, dışardan düşmüş, nerdeyse bir felaketten arta kalmış, bir çöp parçası gibiyim. Dizlerim o yüzden titriyor ki, ben de su olmalıyım. Her şeyin bu sudan ibaret olduğu bir alemde neden çöp olarak kalayım. Ve anladım ki çaba gösterip ıslanmak gerek. Bize içinde o çöp eriyip görünmez olan su gerek.


Ağustos böceklerinin de bir görevi var. Evet durmadan şarkılar söylüyorlar, ama azıksız kaldıkları yok. Yiyip içiyorlar ve hiç de karıncalarla çatışmıyorlar…


Eskiden sadece kışlar soğuktu. Şimdi ise, insanlar soğuk, yürekler soğuk. 


Bana hissettirdiklerini seviyorum. Sanki, her şey mümkünmüş gibi sanki, yaşamaya değermiş gibi


Dedim ya oturuyorum öylece, İyi ki etrafımda kalbimi tanıyanlar yok. 


Durdurun gece hücumlarını.
Artık aşk insan kalbine sığmıyor.Cahit Zarifoğlu


Ah şu yalnızlık kemik gibi, ne yana dönsem batar.Cahit Zarifoğlu


Başıma düşmüş sevda ağı.
Bir başıma tenhalarda kahroldum.Cahit Zarifoğlu


Kırlarda çiçekler artık bensiz açacak.


Bir kalbiniz vardı…
Onu hatırlayınız.


“Müslümanların İslâmî konuları okuyup, öğrenip, kendi yakınlarına özellikle çocuklarına öğretmelerini istiyoruz. Bir davanın askerliğini yapmak için o davayı enine boyuna bilmek gerekir. İslâm’ı iyi bilmek, onu yaşamak için, onu yaşatmak için, onu tebliğ etmek için, onu savunmak için ve nihayet onun uğruna ölmek için gerekli bize.”


Durumun bundan ibaret olsaydı, devlet idaresinden kentlerin tanzim planına kadar teşkilatlanmış olan batılın çarkları arasında bir kum tanesi kadar bile hükmün olmadığını bilmemiş olsaydın. Siyasi bakımdan süratle bilinçlenmek zorunda olduğu henüz idrak etmemiş olsaydın ve bunu sana hiç kimse anlatmamış olsaydı. Keşke Filipinler’de, Eritre’de, Filistin’de, Uganda’da, Suriye’de ve Afganistan’da Allah’ın nizamını ayakta tutmak için kanlarını akıtan Müslümanların varlığı ve onların senin omuzuna yüklediği sorumluluğu hiç duymamış olsaydın. Ve bunu sana hiç kimse duyurmamış olsaydı. O zaman, kim bilir belki o zaman, o şekilde düşünmekte belki mazur olurdun ve umulur ki kurtulurdun.


– Ya Resulallah, zerre miktar iman nedir?
– Bir Müslüman vakit namazlarından birini elinde olmadan kaçırır, bir sonraki namazın vakti girdikten sonra hatırlar da, bundan dolayı kalbine şiş saplanmış gibi olursa, onda zerre miktar iman vardır.”


Beni kabullen, kendini yanına al, gidelim.


Şöyle irice bir kelime bul ok atsın yüreğime.


Bize sözlerimizden çok, yüreğimizden anlayan gerek.


Değil mi ki, kavuşmalarımız topal. Ayrılıklarımız koşar adım.


Alnı secdeye inen insanların sesleri birbirine bağlanabilirse, ancak o zaman sokaklar, meydanlar ardına kadar açılır.


Diline bir düğüm at ve otur. Dinle. Gıybet ve dedikodu, münakaşa ve cedel, su-i zanlarla dolu söz varsa ya durma ayrıl, ya da engelle.


Rahmi hoca kürsüsünden bir defasında şöyle haykırıyordu: ‘Hocam çok ileri gidiyorsun, dikkat et, seni oradan oraya sürerler diyorlar bana. Söylesinler bakalım nereye sürecekler? Söyleyin nereye sürecekler? Allah’ın rahmetinin erişemeyeceği yer mi biliyorlar?


Şu küçücük kalpte nice hakkın yüklü.


Bir ölüm vefalı, bir de sonbahar.


Kapı aralığından baktığımda görebildiğim en güzel şeydir; yaşamak.


Merhamet capcanlı bir kuştu insan kalplerinde. Bir ölçü, bir adaletli ki eşi emsali bulunmaz.


Kalbinizi yumuşatın, ama iradeniz sert olsun. Kelimelerinizi yumuşatın ama nüfuzunuz kuvvetli ve derin olsun.


Her az konuşan öz konuşmuş olmayabilir, yanılmayın. Az konuşanları bir şey sanmayın sırf az konuştuğuna bakarak. Ya! Keramet bunlarda değil sizde olmalı. Bunu anlayacak olan sizsiniz. Hele konuşan sizseniz bilirsiniz az mı konuştuğunuzu çok mu konuştuğunuzu. Bazıları vardır ki az konuşurlar ama o bile çoktur.


Küçük bir serçe hiç bir zaman bir fil gibi ölemez. Zaten arzuları da hayalleri de vazgeçilmez şekilde irileşip içine çöreklenmemiştir…


Oysa bir delikanlı vardı, dolmuşlarda gidip gelirken hayal kuracağına, şoförün el ve ayaklarını izleyerek ve bir iki kitap karıştırarak daha elini direksiyona sürmediği halde teorik olarak araba kullanmasını biliyordu ve zamanı gelince bir saat ders alarak ehliyet ve sonra da araba sahibi oldu. Çünkü istiyordu. Bu, anlatmak istediğimin basit, adi bir örneği.


Bense anahtarı yalnız bende bulunan bir odaya girer gibi okurum şiirimi. Onun hatıraları bendedir.


Merakla beklemek değil, sabırla beklemek gerek.


Evet. Evet hatırladım. Küçük basit şeyler. Yetiyor kederlenmeye. Ya mutluluğa


Bazen yağmur olmak ister insan. Yağmak ister sevdiğinin yüreğine.Cahit Zarifoğlu


Bir tabut düşün içinde ben. İçimde sen.Cahit Zarifoğlu


Buluşturularak atılmış bir kağıt parçası gibiyim. İçimde kalkıp gidenlerden doğan boşlukların ağırlığı. Ve sevmek, Ve korkmak; ve nasıl, uzaydaymışım gibi yalnızım.Cahit Zarifoğlu


Değil mi ki, kavuşmalarımız topal. Ayrılıklarımız koşar adım.Cahit Zarifoğlu


“Evimizde her türlü musibete ve hastalığa karşı bir tek doktor ve ilaç vardı: dua ve aspirin. Daima şifa bulduk.”


“Anılar defterinde gül yaptığı gibi unutuldum kurudum.“


Dedi ki; sen şairsin elindeki bu taş ne? Dedim ki; şair aşka boyun eğer, zulme değil!


Ehli takva olun, ehli secde olun. Farzları alenen yerine getirin. Nafileleri kendi nefsinizden bile gizleyin.


Buruşturularak atılmış bir kâğıt parçası gibiyim. İçimde kalkıp gidenlerden doğan boşlukların ağırlığı… Ve sevmek. Ve korkmak ve nasıl, uzaydaymışım gibi yalnızım.


Dedi ki: Sen şairsin elindeki bu taş ne? Dedim ki; Şair aşka boyun eğer zulme değil.


Ölü kalbimiz dirileydi hakka dönüp sadakayla yıkanaydık dünyaya hiç meyletmeyeydik.


Bazı insanların hayvandan bile aşağı olması mümkün, eğer kalbinden merhametin zerresi kalmamışsa.


Biz kendimizi hep doğru yoldan ayrılmamış kabul eder ve dünyanın bir imtihanhane olduğunu hep başkaları için düşünürüz.


Diline bir düğüm at ve otur. Dinle. Gıybet ve dedikodu, münakaşa ve cedel, su-i zanlarla dolu söz varsa ya durma ayrıl, ya da engelle.


Faaliyet içinde geçen gece ve gündüzlerimizin bizi bıraktığı anlarda kalbimizi eline geçiren ve henüz mahiyetini anlamadığımız melal mi?


Bir incelik gösterin,incinmesin yüreğim.


Burası dünya, ne çok kıymetlendirdik oysa bir tarla idi ekip biçip gidecektik. 


Televizyon bir şamardır. Kendi elimizle hanemizde kendi elimizle suratımıza inen büyük bir şamar.


Şimdi yoksun üstelik uzaktasın Ellerin yapayalnız
Biliyorum gözlerin dalıyor yine
Hep benim için olmalı.Cahit Zarifoğlu


Şöyle olmuş: Ben sen demişim, sense sen.Cahit Zarifoğlu


Sen de Yorum Yap veya Sözünü Yaz