Attila İlhan Sözler

Sayfa İçeriği: Atilla İlhan Sözleri, Anlamlı Atilla İlhan Sözleri, En Güzel Atilla İlhan Sözleri, Atilla İlhan Sözleri 2019, Atilla İlhan Şiirleri, Atilla İlhan Aşk Şiirleri, Atilla İlhan Sözleri Twitter

2005 yılında aramızdan göçen, şiirleri ile gönlümüze taht kuran Atilla İlhan Sözlerini bu sayfamızın altında derledik. Siz de beğendiğiniz Atilla İlhan Şiirlerini sosyal hesaplarınızdan paylaşabilirsiniz.

Atilla İlhan Sözleri

Editör Seçimi: Yanlış bir hayalin şehrinde kaldım sevdiği ben değilim anlatamam.. (Atilla İlhan)


 "- ... Savaş korkunç, çok korkunç, çünkü hep alır, ya hiç vermez, ya da acılar verir, katlanılması güç acılar."


İnsan olmanın bütün komplekslerini yenmiş, günü dipdiri yakalayan, hayatın anlamını çözmüş bir bilge insan; bir yol gösterici.


Gök yarıldıkça şimşeklerden soğuk aynalarda kilitliyim tırnaklarımdaki elektrikten su gibi erir iliştiklerim kıvılcımlar uçar kirpiklerimden.


Ben sana mecburum bilemezsin, adını mıh gibi aklımda tutuyorum, büyüdükçe büyüyor gözlerin, ben sana mecburum bilemezsin, içimi seninle ısıtıyorum.


Mutluluk uzun sürmez mutlaka gündeliktir. Ölüme yenik düşen aslında korkuya yeniktir.


İnanmakta geç sevmekte çabuktum.Atilla İlhan


Oysa ben akşam oÎmuşum, YaprakÎarım döküÎüyor usuÎ usuÎ. Adım sonbahar…


Besbelli bu gece yıldızlar görünmeyecek


Gökyüzü akraban filan mı


Bir trene binmek rastgele defolup gitmek istiyorum


İlk yağmurlarla birlikte geleceğim
eğer ben gelmezse​m yağmurlar gelecek


"Olur mu böyle olur mu,
kardeş kardeşi vurur mu?
Kahrolası diktatörler, 
bu dünya size kalır mı?"


Ölürsem erkekçe öleceğim 
Ama sensiz ölmeyi beceremem Mikaha! 
Sana dönmek mi bir daha 
Tövbeler olsun...


Bekleme yapmayın! 'aşk'ını alan 'acı'ya doğru ilerlesin.


Mutluluk uzun sürmez mutlaka gündeliktir. Ölüme yenik düşen aslında korkuya yeniktir.


Sana gelirken hep ellerim ceplerimde gelirdim, olur da aşkımın elleri üşümüştür. Avuçlarımda ısıtırım diyerekten.


Ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem, boğazımda düğümleniyorsa lokmalar, buluttan nem kapıyorsam, inan hep güzel gözlerinin hasretindendir.


Saatler bizim değil kitaplar bizim değil bizim değil yaşamak bizim değil hiçbir şey kendi dünyamızda yabancılar gibiyiz ya çok erken ya çok geç doğmadık mı sevgilim buna rağmen mutluluğa inanıyoruz.


Sanat, toplumsal bir çabadır; toplumdan gelir, topluma döner. Fakat gelenle giden aynı şey değildir.


Son umut kırılmıştır, Kaf Dağı’nın ardındaki ne selam artık ne sabah, kimseler bilmez neredeler namlı masal sevdalıları, evvel zaman içinde kalbur saman ölür, kubbelerde uğuldar bâkî çeşmelerden akar Sinan an gelir -lâ ilâhe illallah- kanunî Süleyman ölür.


Batık bir gemiymiş aşk limanında, kader bu deyip de avutma beni. Ayrılık kapımızı çaldı sonunda senden son dileğim unutma beni.


Bana ait ne varsa seni korkutuyor sana ait ne varsa hiçbiri benim değil.


Hayat zamanda iz bırakmaz, bir boşluğa düşersin bir boşluktan. Birikip yeniden sıçramak için. Elde var hüzün.


Gözlerin gözlerime değince felâketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım… 


Hava soğuk olmalı, ağaçlar bütün duman, eğer bulabilirsen ölü bir kar getir, beyazlığı kalın bir su gibi uzayan. Bu gece yalnızım onlar gelmeyecek batan bu köhne şileb de ne işleri var.


Ne kadar yoksul ve çıplak görünürse görünsün ağaçlar, o kadar yakındır ilkbahar özsuyu yürümüş dallara uğultuyla bakarsak.


Yağmur yağmaksa o güneş açmaksa o bir yerin üşüse onun sıcaklığı öbürü en içten çağrını işitmiyor alıp tutmaksa o basıp gitmekse o bakışları kıyısız deniz uzaklığı.


Döndüm arkamı sana, sen sırtımdan vurmayı seversin, yüzüm ağır gelmesin…


Adımla nasıl berabersem öylece beraberiz seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz ve sonra her zaman her ölümlüye aynı şartlar altında kısmet olmayan gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda. 


Gök yarıldıkça şimşeklerden soğuk aynalarda kilitliyim tırnaklarımdaki elektrikten su gibi erir iliştiklerim kıvılcımlar uçar kirpiklerimden. 


Kolay diyorsun, gel bir de sen yaşa sensizliğimi… 


Kimi zaman ellerini kırar tutkusu birkaç hayat çıkarır yaşamasından hangi kapıyı çalsa kimi zaman arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu. 


Ben gidip başıma belâlar aramışım o kalıp Mevla’sını bulmuş. 


Yağmur yağmaksa o güneş açmaksa o bir yerin üşüse onun sıcaklığı öbürü en içten çağrını işitmiyor alıp tutmaksa o basıp gitmekse o bakışları kıyısız deniz uzaklığı. 


Döndüm arkamı sana, sen sırtımdan vurmayı seversin, yüzüm ağır gelmesin… 


İnsan sevdiğini bırakmaz, sevmek bırakır insanı…Atilla İlhan


Yaşarken çektirdiler, şimdi doğumunu kutluyorlar.Atilla İlhan


Oysa ben akşam olmuşum
Yapraklarım dökülüyor usul usul.
Adım sonbahar…Atilla İlhan


Mutluluk uzun sürmez mutlaka gündeliktir. Ölüme yenik düşen aslında korkuya yeniktir.Atilla İlhan


Sanat, toplumsal bir çabadır; toplumdan gelir, topluma döner. Fakat gelenle giden aynı şey değildir.Atilla İlhan


Ben küçüçük çocukÎar gibi sevdim! DevÎer gibi acı çektim.


Hayata iç geÎmek istemezdim ama bir kere doğmuşum öÎmek yasak.


Gel birtanem geÎ, benim hayatıma geÎ çok zaman var içimde yerini hazırÎadım.


Hiç doğmamayı isterdim ama bir kere doğmuşum ölmek yasak.


AydınÎık neyin oÎuyor senin.


''...Sevdiği ben değilim,
anlatamam...''


Doğumdan öncesini yaşıyorum
Henüz belli olmadı kimliğim
Vücudunu arıyor ruhum
Bir yerde atomun çekirdeğiyim
Bir yerde artı sonsuzum...


Geç Kalmış Ölü
geceler bitmiyor neden bitmiyor
uykumun arasında bekliyorum​


“Aklım başımda değildi, küfür gibi huzursuzdum. Herkes beni unutmuştu, ben kimseyi unutmamıştım. “


Memleket bir kurtlar sofrasına döndü mü, isyan haktır.


Ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem, boğazımda düğümleniyorsa lokmalar, buluttan nem kapıyorsam, inan hep güzel gözlerinin hasretindendir.


Ah nerde gençliğimiz sahilde savruluşları, başıboş dalgaların yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller elde var hüzün.


Batık bir gemiymiş aşk limanında, kader bu deyip de avutma beni. Ayrılık kapımızı çaldı sonunda senden son dileğim unutma beni.


Son umut kırılmıştır, Kaf Dağı’nın ardındaki ne selam artık ne sabah, kimseler bilmez neredeler namlı masal sevdalıları, evvel zaman içinde kalbur saman ölür, kubbelerde uğuldar bâkî çeşmelerden akar Sinan an gelir -lâ ilâhe illallah- kanunî Süleyman ölür.


Bekleme yapmayın! ‘Aşk’ını alan ‘acı’ya doğru ilerlesin. 


Ben çocuklar gibi sevdim! Devler gibi acı çektim.


Oysa ben akşam olmuşum, yapraklarım dökülüyor usul usul. Adım sonbahar…


Bekleme yapmayın! ‘Aşk’ını alan ‘acı’ya doğru ilerlesin. 


Yaşarken çektirdiler, şimdi doğumunu kutluyorlar


Türk aydını dediğimiz kişi, Batı’nın manevi ajanıdır.


Hacet yok hatırῘatmasına seni hatıraῘarın sen bana kaῘbim kadar eῘim kadar yakınsın.


Sen de Yorum Yap veya Sözünü Yaz