Adolf Hitler Sözleri

Sayfa İçeriği: Adolf Hitler Sözleri, Kısa Adolf Hitler Sözleri, Adolf Hitlerin Türklere Sözleri, Adolf Hitler Sözleri 2019, Kısa Adolf Hitler Sözleri, Anlamlı Adolf Hitler Sözleri, En iyi Adolf Hitler Sözleri

Avusturya doğlum olan ve bir zamanların en ünlü diktatörü olan Adolf Hitler sözlerini sizler için bir araya getirdik. Hoşunuza giden, beğendiğiniz Adolf Hitler sözlerini sosyal medya hesaplarınızdan da paylaşabilirsiniz.

Adolf Hitler Sözleri

Editör Seçimi: Beceri ve yetenek eğitimin ürünü değildir. Bu yetenek kişide doğuştan vardır. Yani bu Tanrı'nın bir lütfudur. (Adolf Hitler


Diktatör bisiklete binen adama benzer, durursa devrilir.


Yahudilerin büyük adamları, ancak insanlığa ve uygarlığa karşı açtıkları yıkım mücadelesinde büyüklük sıfatını kazanmışlardır. 


Zorlama ancak zorlama ile, dehşet ancak dehşet ile yok edilebilir!


TürkIer öyIe bir miIIettir ki, hayatta bir tane biIe kaIsa devIet kurup intikamını aIır.


Aklın bittiği ve sustuğu yerde son karar şiddete aittir.


Zayıfa acımak doğaya ihanettir.


Dünyanın altını üstüne getiren büyük olayların tamamı yazı ile değil sözle meydana getirilmiştir.


Hayat güçsüzlüğü affetmez.


Yaşama hakkın mücadele gücün kadardır. 


Vatanın uğradığı felaketler karşısında, kişisel acı ve sıkıntılarımın hiçbir önemi yoktur. 


Uluslararası ilişkilerde bir millet, ilelebet var olma duygusundan kesin bir şekilde uzaklaştığında, ‘faal bir müttefik’ olmaktan çıkar ve böylece tutsak millet seviyesine düşer, ülke bir sömürgeye mahsus kaderle baş başa kalır. 


Yahudi tam bir asalak tiptir. Hep de böyle kalacaktır. Verimli bir toprak, Yahudi’yi cezbedince oraya ayrık otu gibi yayılıverir. Yahudi nereye yerleşirse, oradaki verimliliğin uzun ya da kısa sürede yok olup gittiğini görürsünüz.


Versay Antlaşması’nı imzalayanların bakışları altında silahsız bırakılan ve hayatını sürdürmek zorunda olan milletimiz, içerideki düşman sürüleri yok edilmedikçe ve karakteri, yaradılışı itibariyle bozuk olan ve otuz altın karşılığında her şeye ve herkese hıyanet edebilen Yahudi güruhu temizlenmedikçe, teknikle hiçbir hazırlanma tedbirleri alamaz.


Uluslararası ilişkilerde bir millet, ilelebet var olma duygusundan kesin bir şekilde uzaklaştığında, ‘faal bir müttefik’ olmaktan çıkar ve böylece tutsak millet seviyesine düşer, ülke bir sömürgeye mahsus kaderle baş başa kalır.


Dünyayı Tanrı’ya içinde YahudiIer oImadan tesIim edeceğim.


DoğaI zenginIikIere Rusya üzerinden erişeceğiz. Türkiye’ye girersek zafer için bütün TürkIeri öIdürmemiz gerekir. 1941 – AIman orduIarı Türk sınırına dayandığı sırada


Eğer bir miIIet özgür oIacaksa; gurura, irade gücüne, meydan okumaya, nefrete, nefrete ve yine nefrete ihtiyaç duyar.


Ben Dünya'ya insanları güçlü yapmak için gelmedim, onların güçsüzlüklerini kullanmak için geldim.


Doğal zenginliklere Rusya üzerinden erişeceğiz. Türkiye'ye girersek zafer için bütün Türkleri öldürmemiz gerekir.


Dünyayı Tanrı'ya içinde Yahudiler olmadan teslim edeceğim.


Eğer savaş kaybedilmişse halkı da kaybetmenin hiç bir önemi yoktur.


Tabiatın kanunu siyasi sınırlar tanımaz.


Tedhiş ancak tedhiş ile yok edilir, dünyada yalnız cüretkar ve azimli kimse her zaman galip gelir.


Ordu, aslında çağdaş bir devletin en ihtiyaç duyduğu varlığı ortaya çıkartıyordu. Bu varlığın adı insandı.


Liderlik sanatı kitlelerin dikkatini tek bir düşmana odaklamaya ve hiçbir şeyin bu dikkati dağıtmamasını sağlamaya bağlıdır.


Siyasi partiler karşılıklı menfaatleri söz konusu olunca birbirleri ile anlaşabilirler. Felsefî doktrinler ise asla anlaşamazlar. Hattâ siyasî partiler karşıtları ile de anlaşmaya varırlar. Felsefi doktrinler ise kendilerini hiçbir zaman “hata işlemez” şeklinde tanımlarlar.


Bir doktrin, eski rejimin hiçbir kalıntısına tahammül edemez. Dinler için de durum aynıdır.


Şu anda bütün Alman halkı birleşecektir benimle! Benim irademin kendi iradesi olduğunu hissedecektir. Çünkü benim gözümde, bana eyleme geçme yetkisi veren, onun geleceği ve onun kaderidir. Ve şimdi irademizi, savaş zamanındaki kadar, basit bir meçhul askerken Reich’i fethetmek üzere ileri atıldığım ve başarı ile kesin zafer konusunda asla kuşkuya düşmediğim zamanki kadar güçlü hale getirelim. O zamanlar yiğit adamlarla yiğit kadınlardan oluşan bir grup vardı yakın çevremde. Şimdi de sizden, benim Alman halkımdan, her bir adamın ve her bir kadının ardımda saflarını almasını istiyorum. Şu anda hepimizin dileği ortak bir irade oluşturmaktır, ve o irade, her güçlükten ve her tehlikeden daha kuvvetli olmak zorundadır. Eğer bu irade güçlükten de tehlikeden de daha kuvvetli olursa, gün gelir güçlüğü de, tehlikeyi de yener.


Amerika’yı yaInız bırakın. OnIar kendiIerini yok edecek. 


Ya bir sonuca varmaIı, ya da yok oImaIıyım.


Irkı vücuda getiren şey, dil değildir. Irkı vücuda getiren unsur kandır.


Yahudi tam bir asalak tiptir. Hep de böyle kalacaktır. Verimli bir toprak, Yahudi’yi cezbedince oraya ayrık otu gibi yayılıverir. Yahudi nereye yerleşirse, oradaki verimliliğin uzun ya da kısa sürede yok olup gittiğini görürsünüz. 


Silahınız ne kadar tesirli olursa olsun, eğer onu harekete geçirecek veya kullanacak olan kimsede onu kullanacak ruh yoksa o silahınız bir metalden başka bir şey değildir. 


Propagandanın görevi, kişiyi ilmî olarak bilgi sahibi yapmak değildir. Onun görevi kitlelerin dikkatini belli olaylar, şartlar ve benzeri objeler üzerine çekmektir. 


Toprak insanlar üzerine nasıl tesir eder­se etsin, bu tesirin sonuçları ona maruz ka­lan çeşitli ırklara göre değişik olacaktır. Hayat alanının verimsiz oluşu bir ırkı da­ha çok çalışmaya, büyük işler yapmaya sevk eden bir iğne olur. Bir başka ırka ise sefalet getirir. Milletlere gelecek dış etki­ler onlara kabiliyetlerine göre tesir eder. Bazılarını açlığa sürükler, bazılarını ise gayretli çalışmaya.


Tarih, ibret ve ders almak için okunur ve araştırılır. Bu tür bir araştırmayı yapamayan kimsenin, kendisini siyasi lider olarak görmesi mümkün değildir. Tarihini bilmeyen bir kimse, kendisinin lider olduğunu bırakın söylemeyi, aklından bile geçirmesin.


Silahınız ne kadar tesirli olursa olsun, eğer onu harekete geçirecek veya kullanacak olan kimsede onu kullanacak ruh yoksa o silahınız bir metalden başka bir şey değildir.


LiderIik sanatı kitIeIerin dikkatini tek bir düşmana odakIamaya ve hiçbir şeyin bu dikkati dağıtmamasını sağIamaya bağIıdır.


KuvvetIi, yaInız kaIınca daha kuvvetIidir.


Niyeti savaş başIatmak oImayan tüm ittifakIar saçma ve gereksizdir.Düşmanınızı şaşırtarak, terör, sabotaj ve suikast iIe demoraIize edin.GeIeceğin savaşı budur.


Her kim bize karşı ayaklanırsa kendisini ölü kabul etmelidir.


İnsanlığın bir gün büyük mücadelelere neden olacağı kuşkusuzdur. Sonunda varolma içgüdüsü galip çıkacaktır. Budalalık, korkaklık ve kendini beğenmişlikten oluşan insanlık bu içgüdü karşısında eriyip gidecektir.


Nazi Partisi; kamuoyunun muhafızı değil, yönlendiricisi olmalıdır. Nazi Partisi; kitlelerin hizmetçisi değil, efendisi olmalıdır!


Türkiye Büyük Meclisi’ne ve Türk halkına, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkanı Atatürk’ün ölümü üzerine en derin üzüntülerimi bildiriyorum. Büyük bir asker, dahi devlet adamı ve tarihi bir şahsiyet kayboldu. Yeni Türkiye Cumhuriyeti ile nesilden nesile devam edecek büyük bir anıt oluşturdu.


Şu husus özellikle bilinmelidir ki; bir yandan değerli kafalar, aciz, basit yapılı gevezelerin haysiyetsiz sekreterleri olmaktan kendilerini alıkoyarlar ve öte yandan da çoğunluğun, yani ahmaklığın temsilcileri değerli bir şahsa kin beslerler.


İnsanlığın bir gün büyük mücadelelere neden olacağı kuşkusuzdur. Sonunda var olma iç güdüsü galip çıkacaktır. Budalalık, korkaklık ve kendi beğenmişlikten oluşan insanlık bu içgüdü karşısında eriyip gidecektir.


Her şeyde, doğa en iyi öğretmendir.


İnsan ancak sevdiği ve inandığı şey uğruna mücadele eder.


Toplumsal faaliyetin hedefi, hiçbir zaman insanları kandıran geçici mutluluk olmamalıdır. Aksine, toplumun gerilemesine sebep olan yoksullukları ortadan kaldıracak yöntemlere sahip olunmalıdır. 


Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. Bunu yaparsanız, kendinize hakaret edersiniz.


Saldıran galip gelmek istiyorsa, savunandan daha dahiyane hareket etmelidir.


Ordu, bir milletin en kuvvetli okuludur. O milletin düşmanlarının bütün kinini ordunun üzerine çevirmesinin sebebi de budur. Ordu iftiraya uğrarken, düşmanlıklara hedef gösterilirken aslında aşağılık heriflerin hepsine korku verir.


Milletini seven bir kimse, bu sevgisini ancak milleti için göze almaya ve katlanmaya hazır olduğu fedakarlık ve dayanıklılıkla ispat edebilir. Yalnız çıkar peşinde koşan bir milli duygu, söz konusu olamaz.


MiIIetIerin mahvoImasına sebep savaş kaybetmek değiIdir. AsiI ve saf bir kanda buIunan direnç kuvvetinin yok ediImiş oImasıdır!


Ne hayaI gücü, ne hayaI, ne de istidatın oImadığı yerde enternasyonaIist oImaktan başka çare kaImıyor.


Yahudi tam bir asalak tiptir. Hep de böyle kalacaktır. Verimli bir toprak, Yahudi’yi cezbedince oraya ayrık otu gibi yayılıverir. Yahudi nereye yerleşirse, oradaki verimliliğin uzun ya da kısa sürede yok olup gittiğini görürsünüz.


Millî olmayan bir hükûmet milleti her vasıta ile felâkete götürdüğü zaman, bu milletin her ferdinin millî duygulara kapılarak isyan etmesi hak değil, millî bir görev olur.


Sen de Yorum Yap veya Sözünü Yaz