Adam Fawer Sözleri

Sayfa İçeriği: Adam Fawer Sözleri, Adam Fawer Sözleri Tumblr, Adam Fawer Sözleri Facebook, Adam Fawer Sözleri 2019, En Anlamlı Adam Fawer Sözleri, Güzel Adam Fawer Sözleri, Adam Fawer Sözleri Özlü, Adam Fawer Empati Sözleri

Ünlü roman yazarlarından olan Amerikan Adam Fawer'ın söylemiş olduğu sözleri ve ünlü romanlarından alıntıları sitemizde hazır ettik. Twitter, Facebook vb. hesapalarınızdan En Anlamlı Adam Fawer Sözlerini paylaşabilirsiniz.

Adam Fawer Sözleri

Editör Seçimi: Unutma; ileri gidebilmen için arkadakileri unutman gerek. (Adam Fawer)


 Kararlar doğru veya yanlış değildir. Kararlar karardır. Sen, sana göre en iyisini seç.


"Tuhaf, Tüm duyuların merkezi olan beyin, acı hissetmeyen tek organdır.''


Herkesin üzüntüsü bile coolken benimkisi neden köy düğünü gibi?


Düşün: Kör, sağır ve dilsiz çölde gidiyorlar ve sağır ölüyor. Dilsiz köre, sağırın öldüğünü nasıl anlatır? Seni sevmek; sadece dilsiz kalmak değil, dilsizin böylesi olmak işte!


”Tahmin etmek imkansızdır. Ama şimdiki zamanı çok iyi bilirsen geleceği kontrol edebilirsin.”


“Doğru seçim yaptığını, arzularına karşı çıktığında anlarsın.”


Gerçekten seviyorsan eğer uzaklık gözünü korkutmamalı. Çünkü asla unutma; yanındayken bile uzaktı bazıları. 


Herşeyin sıradanlaştığı bir dünyada, bazen kaybetmek en doğru seçimdir. Ve o dünyada en yerinde tercih; vazgeçiştir.


Nokta her zaman bir son demek değildir, bazen kendinden sonraki harfin büyük olacağını gösterir.


Sayın Kongre üyesi. John Locke'nin söylediği başka bir şeyi anımsayın: 'Eğer devlet vatandaşlarının haklarını korumazsa, geriye uygun tek bir cevap kalıyor.'


"İnsanın kumarı anlamaya çalışması gerekir; ama bunu felsefi bir şekilde algılamalı, yüzeyselliğinden arındırarak kavramalıdır."


"Satranç hayat gibidir. Her parçanın kendi işlevi vardır. Bazıları zayıftır, bazıları ise güçlü. Bazıları oyunun başında işine yarar, bazılarıysa sonunda. Ama kazanmak için hepsini kullanmak zorundasın. Aynen hayatta olduğu gibi..."


Yapay değil. Duygular yapay olamaz. Eğer onları hissediyorsan, gerçektirler.


Satranç hayat gibidir.Her parçanın kendi işlevi vardır. Bazıları zayıftır, bazıları ise güçlü. Bazıları oyunun başında işe yarar, bazıları sonunda.Ama kazanmak için hepsini kullanmak zorundasın.Aynen hayatta olduğu gibi satrançta da skor tutulmaz. On parçanı kaybedip yine de kazanabilirsin oyunu.


Daha önce hiç silah kullanmamıştı, ama bu onu endişelendirmiyordu. Resim çekmek gibiydi bu iş. Odakla ve bas. Aralarındaki tek fark, bir Nikon kamera 9 milimetrelik bir Lorcin L gibi tepmezdi.


Unutma kimse unutulmayacak kadar sonsuz ve sonsuza dek sevilecek kadar değerli değil aslında.


Hayatından silmek istediklerini gerçekten sil çünkü geri dönüşüm kutusunda bekletirsen sistemini yavaşlatır!


Siz hiç Loto’da büyük ikramiyeyi kazanmadınız. Ama birileri kazanıyor. Hem de sürekli! Onlar sizden daha mı şanslılar?


'İyi ki'lerin 'keşke'lerini geçsin bu hayatta çünkü zamanı geri çevirmek için saatin yelkovanı ile oynamak fayda sağlamaz.


İşte hayatın en güzel tarafı da buydu; her şey olabilirdi, her ne kadar olasılıksız olursa olsun olabilirdi, olasılık dışı olan bir olay mutlaka olurdu.


Unutma; kimse unutulmayacak kadar sonsuz ve sonsuza dek sevilecek kadar değerli değil aslında.


”Herkesin üzüntüsü bile coolken, benimkisi neden köy düğünü gibi?”


”Nokta her zaman bir son demek değildir, bazen kendinden sonraki harfin büyük olacağını gösterir.”


”Sadece istediklerinizin tümüyle sizin kontrolünüzde olmadığı gerçeği üzerine kafanızı çok fazla yormamaya çalışın.”


“Çoğu kimse gözleri kapalıyken bakamayacağını zannederdi ama aslında bakılabilirdi gözler kapalıyken.”


“Kendinde olmazsan, üstüne düşeni yapamazsın.”


“Hayat adil değildir. Bunu ben bile biliyorum ve üstüne üstlük, canlı değilim.”


Her davranışınızı önceden belirleyen arzularınız, ruhunuzun o kadar derinlerine işlemiştir ki, onlara dikkat bile etmezsiniz. Ve bu da sizi mükemmel bir köle yapar. 


Nokta her zaman bir son demek değildir, bazen kendinden sonraki harfin büyük olacağını gösterir. 


Her davranışınızı önceden belirleyen arzularınız, ruhunuzun o kadar derinlerine işlemiştir ki, onlara dikkat bile etmezsiniz. Ve bu da sizi mükemmel bir köle yapar.


Satranç hayat gibidir. Her parçanın kendi işlevi vardır. Bazıları zayıftır, bazıları ise güçlü. Bazıları oyunun başında işine yarar, bazılarıysa sonunda. Ama kazanmak için hepsini kullanmak zorundasın. Aynen hayatta olduğu gibi, satrançta da skor tutulmaz. On parçanı kaybedip yine de kazanabilirsin oyunu.


Bil ki geride bıraktıkların ileriye gitmeni engelleyecek. Unutma; ileri gidebilmen için arkadakileri unutman gerek.


Unutma; kimse unutulmayacak kadar sonsuz ve sonsuza dek sevilecek kadar değerli değil aslında.


Umut etmekten bıktı, hayal kırıklıklarından sıkıldı. Bu yüzden de içine kapandı.


İşte hayatın en güzel tarafı buydu; her şey olabilirdi, her ne kadar olasılıksız olursa olsun olabilirdi, olasılık dışı olan bir olay mutlaka olurdu.


"O kadar çok esrarengiz olgunun nedenini buluyoruz ki, bir şeyin bilinemeceğine inanmakta zorlanıyoruz."


Olasılık teorisinin de temeli budur: Hatayı en aza indirgemek.


Bir sağırın sinestezi olması gibidir aşk; Müziği duymazsın ama onu hissedersin


Daha önce hiç silah kullanmamıştı, ama bu onu endişelendirmiyordu. Resim çekmek gibiydi bu iş. Odakla ve bas. Aralarındaki tek fark, bir Nikon kamera 9 milimetrelik bir Lorcin L gibi tepmezdi.


Hepimiz dünyayı gerçekte olduğu gibi değil, kendi önyargılı algılarımız vasıtasıyla gözlemleriz.
Dolayısıyla, gerçekten bilebileceğiniz tek şey kendinizsinizdir.


Yüzyıllardır oynanmasına rağmen hiçbir seyirci sahneye fırlayıp romeo’nun zehirli iksiri içmesine engel olmamıştır. Sonunda geminin batacağı bilindiği halde titanic defalarca izlenmiştir. Bitecektir korkusuyla aşktan kaçarsan hayattan hiçbir tat alamazsın. Çünkü romeo ölmeli titanic batmalı ama aşk her şeye rağmen yaşanmalı.


Yolda gidiyorsunuz. Kafanızı çevirip yandaki küçük parka baktınız ve bir anda bu anı daha önce de yaşamış olduğunuzu hissettiniz. Evet, Deja Vu. Sizce nedir Deja Vu; geçmiş mi, rüya mi yoksa geleceği mi görüyorsunuz? Eğer siz de kontrolün kimde olduğunu merak ediyorsanız, ‘Olasılıksız’ tam size göre bir roman..


Onlara dikkat bile etmezsiniz.


”Şans nedir gerçekten? İçinizde bütün parayı kırmızıya yatırmanız gerektiğini söyleyen bir his var. Bu his bir öngörü müdür? Yoksa daha fazlası mı?”


”Gerçekten seviyorsan eğer uzaklık gözünü korkutmamalı. Çünkü asla unutma; yanındayken bile uzaktı bazıları.”


“Acı bile bugünlerde içine dolup taşan hiçlikten iyiydi.”


“Türkiye halkı olmasaydı, bu kitabı yazamazdım.”


Tahmin etmek imkânsızdır. Ama şimdiki zamanı çok iyi bilirsen geleceği kontrol edebilirsin. 


Düşün: Kör, sağır ve dilsiz çölde gidiyorlar ve sağır ölüyor. Dilsiz köre, sağırın öldüğünü nasıl anlatır? Seni sevmek; sadece dilsiz kalmak değil, dilsizin böylesi olmak işte! 


İşte hayatın en güzel tarafı da buydu; her şey olabilirdi, her ne kadar olasılıksız olursa olsun olabilirdi, olasılık dışı olan bir olay mutlaka olurdu.


Tahmin etmek imkansızdır. Ama şimdiki zamanı çok iyi bilirsen geleceği kontrol edebilirsin.


Herşeyin sıradanlaştığı bir dünyada, bazen kaybetmek en doğru seçimdir. Ve o dünyada en yerinde tercih; vazgeçiştir.


Sen de Yorum Yap veya Sözünü Yaz